Konu Gönder  Cevapla 
 
Derecelendir
  • 1 Oylar - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Benim Zarifoğlu'm!

28-04-2008, 04:56 PM
Mesaj: #1
Benim Zarifoğlu'm!
Benim Zarifoğlum!
Çar, 07/06/2006 - 08:24  Tarık Tufan
O sesi ilk kez ne zaman ve nerede duydum hatırlayamıyorum. Hatırlayabildiğim tek şey uzunca zamandan beri onun söylediklerine dikkat kesilmeye çalışıyorum. Yaşamanın zorlaştığı anlarda ya da hayatın bir kısrak gibi coşku ve gürültüyle ayaklarını yere vurduğunda onun sözleri yankılanıyor zihnimde.

Acının ve coşkunun birbirine bu kadar yakışarak yanyana gelebildiği cümleleri kurabilen fazla insan yok.

Müslüman bir şairin mütevekkil, acılı, müşfik, coşkun, lirik sesi hala açılmamış nice anlam ve duygu kapısının önümüzde durduğunu hatırlatıyor. Benim dünyamda Zarifoğlu, kısacık bir ömürde vahiy, tanrı, evren, şehir, çocuk, kadın, erkek ve daha nice varlık tasavvuruna özgün kapılar açabilmek demektir.

Zarifoğlunun sesi çağının öncesine ve sonrasına uzanan yankıya sahiptir. Yaratılış başladığından bu yana varoluşun her anına şahitlik edebilmenin güvenini taşıyan bir yankı.

Benim Zarifoğlum bir anda zihnime dolan cümlelerdir. Bir cümle, bir dize, bir iç çekiş, bir haykırıştır.

ne çok acı var.
Yaşamak böyle başlamıştı. Bizim için de böyle başladı yaşamak. Böyle sürüyor çok zaman. Biz biliyoruz ki acı bizim için varedilmiş ve her an varlığımızın anlamını güçlendiren bir yazgıya dönüşmüş incecik hayatlarımızda. Bizi kabalaştırmıyor bu acı. İsyan da etmiyoruz haşa! Tanrısal bir dokunuş gibi bedenimizi zarifleştiren bir acı bu. Hayata, eşyaya, varlığa dikkat kesildiğimizde fark ediyoruz; sahi ne çok acı var. Aşk acı oluyor, ekmek, ev, ülke, çocuklar, ağaç, serçe hep acı oluyor. Biz acıdan oluyoruz.

yedi adam biri bir gün
bir aşk gördü
gereğini belledi
Aşk, kan, yar, bela, dağ gördük gereğini belledik. Sen söylediğin, hatırlattığın günden beri buna hazır olmaya çalışıyoruz. Kaçmadan, ayaklarımızı sıkı sıkıya aşkın, kanın, yarin, belanın, dağın karşısında yere basıp, yutkunmadan, söylenmesi gereken ne varsa bir çırpıda söylemeye çalışıyoruz. Artistliğimizi, erkekliğimizi, gururumuzu ve imanımızı elden bırakmadan, senin gibi apaçık ve estetik cümlelerle söylemeye çalışıyoruz. Anlamayanlar sözün hakkını yarım bırakanlardır deyip, evlerimize dönüyoruz gece vakti.

ve bunları elbette çabucak geçelim sevgilim
Bunları geçelim. Yaşanacak, söylenecek, susulacak çok şey var daha. Daha bu şehri paramparça edip, karşısına geçip seyredeceğiz yıkıntıların. Sen ve ben kalacağız sadece. Acıları, kötülükleri, ihanetleri, korkuları, belaları uykuya daldıkları bir anda, günahsız kadınlarla birlikte paramparça edip başka şehirlere gideceğiz. Bu sözleri, yarım kalmışlıkları, hevesleri geçelim. Bu şehri, bu dünyayı geçelim.

her nasib için ayrı ayrı
rahmet şekillenir
Bizim nasibimiz bu aralar yokluktan yana. Vahyi kesilmiş bir ümmet olduk biz. Mürşidi, velileri, sıddıkları, şahitleri terk etmiş yoksul bir ümmetiz. Ne yana dönsek nasibimiz yokluğu söylüyor. Buna da eyvallah. Ne ki mütecellidir iyidir. Duamız rahmete dönük. Allah ellerimizi tutar mı? Şimdilerde sorduğumuz hep bu.

ah şu yalnızlık
kemik gibi
ne yana dönsen batar
Bu yalnızlığı tanıyorum. Öylesine tanıdık ki. Benim gecelerim çok zaman aynı yalnızlıktan doğdu. Sızısından tanıdım bu yalnızlığı. Senin fotoğraflarında gördüm birkaç kez. Gözlerinde asılı duruyordu. Ben bu yalnızlığı nerede görsem tanırım. Senin yaşamak dediğin bu değil mi Cahit Bey?

saat oniki. Saat onüç. Saat ondört onbeş onaltı saat onyedi onsekiz saat ondokuz saat yirmi saat yirmibir saat kaç.
Saat yirmiüç saat yirmidört bir iki saat üç dört
Saat beş altı
Saat yedi
Nasıl da birbirine benziyor değil mi saatler? Birbirinden ayırt edilmeyecek saatteyiz. Hiçbir şey değişmedi senden sonra. Sanki saat aynı kurgusallığın boyunduruğunda salınıp duruyor. Saat kadın, saat hama, saat bağdat, saat acı.
Saat hiç geçmedi o gün bu gündür. Yüzümüze çarpıp gidiyor, kalbimize çarpıp gidiyor. Bir aydınlık, bir karanlık. Gerçekte hep karanlık epeyce bir zamandır.
Saat kaç?
Bilmiyorum sahiden.

Ah İstanbul benimsin!
Bu şehir erkeğine sadece onun olduğunu hissettiren ve fakat başka erkeklere de aynı aşkı tattıran bir kadına benziyor.
İstanbul gerçekte benim!
Bu şehir kimin?
Acaba herkesin bir İstanbulu mu var?
İçiçe geçmiş bir şehri mi yaşıyoruz?
Herkesin bir şehri, herkesin bir ACZi var bu alemde...
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
28-04-2008, 10:14 PM
Mesaj: #2
Ynt: Benim Zarifoğlu'm!
evet biz acıdan oluyoruz herşey acı..yi ki de acı
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
15-08-2009, 01:53 PM
Mesaj: #3
RE: Benim Zarifoğlu'm!
her gece mutlak kavuşacaktır güne. her acı bir gün bitecektir elbette.
Allah yar ve yardımcınız olsun

Adımı adının yanına yazsaydı. En sona yazsaydı. "Bu da olsun" yazsaydı. "Olsun" yazsaydı.....
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:



Bilgilendirme

Kullanıcı Paneli

Hoşgeldin Misafir !
(GirişÜye Olun)

Reklam Alanı

Sponsorlarımız