|
Bir söz varsa dilimin ucuna sıkışan, yutarım |
|
14-09-2009, 11:36 AM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Bir söz varsa dilimin ucuna sıkışan, yutarım
ASREVYA
(As-rev-ya! İlk heceye düşmüş yangın… İlk hecelere düşmüş matem…) Asrevya! Yorgunluğunun bilmem kaçıncı gecesi. Ve kaçıncı satırda silindi hayallerin bilmem. Esaretin ellerindesin. Özgürlüğün için kaç nefes feda etmelisin bilmem. Bildiğim; ölüme dek yaşama direnmelisin. Sen ki kırık olan her hayali temize çekmelisin. Asrevya! Kilit vurma diline. Konuş… Haykır… Yalancı baharlara kendini böyle teslim etme. ‘düşlerini ben katletmedim hayatın’ diyemeyecek kadar öksüz müsün kendine? Bir ibrişimle dik benliğini hayallerine. Asrevya! Hayatına düşen tüm sükûtların yerine konuş. Konuş ki sesini yazayım defterime, konuş ki sesinin sesteşini bulayım Asrevya! Esaretin ellerindeyim. Özgürlüğe santim santim uzaklaşıyorum. Umuda bir dalga boyu yakınken çıkan hengâmede kayboluyorum. Geldiğim yerin adı; bilinmez… Asrevya! Çek kurtar beni bilinmezimden. Asrevya! Öyle kolay değildir vakitsiz vedaları hiçe saymak. Kaç veda bağışladın ki böyle habersiz gidişin çaldı kapımı? Oysa gitmek her babayiğidin harcı değil. Söylendiği gibi iki hecelik bir basitlik değil. Gitmedim de Asrevya. Gitmedim de, gitme… Hayata iz sürdüm, sonra bir nefes boyu sürüldüm. Düşlerin ardında kalan bir sürgündüm Asrevya. Nedendi sürgünlüğüm bilmedim. Elime koca bir acı sıkıştırıldı hayat tarafından. Yollarım çizilmişti artık. Yabancı bir rotada günden güne özgürlük biriktiriyorum mahkûmluğumun içinde… Her yazı hayatımdan kayan bir yıldız… Sen bu yazıların hangi durağısın Asrevya? Sen hayatımın hangi köşe taşısın? Elvedalarımın hangi düş limanısın? Asrevya! Uzun bir hayattan yaşamak biçildi payıma. Birilerinin insafına kalmıştı gülmelerim. Seni bana bu denli bağlayan, seni benden böylesi ayıran neydi Asrevya? Kalın çizgilerle mi çizilmişti sınırlarımız? Asrevya! Kalemine takılan ‘sus’ları ayıklamakla için ayakta tuttum kendimi. Sen yazmalıydın bense, yazdıklarına bir sus payı niyetinde ağlamalıydım. Bu yıl gitmek yılıydı Asrevya. Giderken yanıma seni de almalı mıydım? Sonbahar görünüşlü yüzün bu şehirden ayrı kalemlere çarpar mıydı? Asrevya! Sesin soluksuzluğa mı hüküm giyerdi uzaklarda… Asrevya! Sen miydin hayat cümlemin bozuk imlası? Neresinden düzeltmeliydim bu imlâ hatasını? İki direk arası tel örgüler içindeyim. Yürümem yasak, düşünmem yasak, nefesler ödünç. Yaşamak yasağa eş değerde Asrevya. Sen kadar direnemiyorum artık hayata… Hayat, yaşayarak tüketiliyormuş. Bir yerlerde belli bir sebepten eksik kalıyormuş hep insan. Benim eksikliğim neydi? Ya çokluğum, çokluğum sen miydin Asrevya? Yangınların söndüğü ana dek yaşarım, küllenecek kadar kalamam. Ki gelmesi gereken hiç gelmemişken böylesi bir yokluğa katlanamam. Asrevya! Seni silmeye kalksam içimden geriye aklanmış bir ben kalır mı? Saf suya batırılmış bir duyguyla ayakta durabilir mi günler? Bir sen eksik yaşayabilir miyim? Üç isim, üç hece eksik? Senin isminin harflerini çıkarıp alfabemden YİRMİ DOKUZ HARFTEN DÜŞÜREBİLİR MİYİM HAYATI? Yamaya yamaya giyerim günleri. Ayağı gözyaşlarına takılan gülmelerimi ıslaklığıyla yakarım. Bir söz varsa dilimin ucuna sıkışan, yutarım… Yaralarıma tuz basma niyetindeyim Asrevya. Adım adım azad olmuş firaklara çarpar bedenim. Sen ki kalmalarımın en asi yüzü… Sus Asrevya… Aşk hecelerin cellâtların elinde artık... Ve sevda bildiğin bir efsanenin kalıntıları… Şimdi; bir ‘ahh’ uzunluğundaki pişmanlıkların ardına saklanma. İki olumsuzluk arası uçurumlardasın. Bilmem ki bu harf sesleri ne zaman yutarsın? Asrevya! Bin bir zırhı büründüm ve sana yazdım. Bir daha seni kalemime dolayacak kadar cesurluk payı biçemem kendime. Asrevya! Bilinmez satırlardan düştün hüzne. Kalkmaya çalışsan her yanın acıya sarılır. Eline yüzüne bulaşır aşk öldüren cellâtların kini… Seni, düşlerimde kalmış o masum kız aklayamaz artık. Seni, düşsüzlüğünde kalmış yalnızlık aklasın… YAREN... Gözlerimde çokca yaşlar vardı.Gittiğinde.Yağmur yağmaya utanıyordu.Benim olduğum şehre. |
|||
|
15-09-2009, 02:45 AM
(Bu Mesaj 15-09-2009 02:56 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : Raskolnikov.)
Mesaj: #2
|
|||
|
|||
|
RE: Bir söz varsa dilimin ucuna sıkışan, yutarım
Bir Asrevya da benden
Düşlerim dağınık şimdi, kara bulutlar kümelenip durur usuma, acılar çöreklenip yüreğime yerden yere vurur beni olmadık zamanlarda. Ben seni sevdiğimden beri, ilmek ilmek hasret dokur gözlerim uzak yolların gergefine... Sevdiğimsin sen benim... Gelmesende beklediğimsin! ... Ah! Asrevya! .. Dağçiçeğim, canımıngülü Asrevya. Yıldızım yitikse şimdi, doğmuyorsa ve ışımıyorsa gecelerime ay. Beni terkedip başka ufuklarda parlıyorsa ve almıyorsa kucağına bir vefalı dost gibi... Gelmiyorsa beklediğim bahar. Özlediğimde yanımda olmuyorsan eğer, uzaklar vuruyorsa acımasızca kalbime. Ben yine de seni düşlüyorsam ışıl ışıl, özlüyorsam en karanlık gecelerde... Tüm karanlıklara rağmen buğulu bir cama dayayıp alnımı hasretini çiziyorsam bulutlara, direniyorsam yaşama, direniyorsam onursuzluklara... Gücüm sensin... umudum sensin... Bilki, kör kuyularda merdivensizde kalsam, yelkensiz de bıraksalar uçsuz bucaksız denizler ortasında, alıp gitselerde bütün umutlarımı uzak diyarlara, bütün duygularımı yerden yere vursalarda da yine beklerim seni... Hiç gelmesen de en güzel şiirlerimi, düşlerimi, hayallerimi sana saklıyacağım... Bu koca dünyada yanlızca senin beni sevmeni istedim... Senin sarmanı istedim... Yalnızca seni yazdım kaderime, seni aradım her yerde, seni çizdim bütün bulutlara, dağlara, ırmaklara. Her yıldız sevgini haykırdım, nereye baktıysam seni özledim, seni gördüm... Ölümüne sevdim seni Asrevya...Unutamam seni.. Hayatımdan silemem, çıkarıp atamam kalbimden... Seni anmadığım gün dünya anlamsız, yaşam renksiz kalır, yitirir anlamını sevgiler, özlemler öksüz kalır... Ayrılık kimi zaman bitimsiz bir özlem sızısı, derin bir bıçak yarası da olsa. Sonsuz bir acı verse de, sarı bir yaprak gibi rüzgarda sürüklenmeyi senin için seçmişim Ah Asrevya! .. Dağçiçeğim! ... Bilki, tomurcuklar patlıyorsa dalında, her bahar sevgi gülleri açıyorsa gülşende, ey aşk, ey sevdiğim sensin sebep... Sen benim bir ömür hasretini çektiğimsin, sevdiğimsin Asrevya! ... Gelmesende beklediğimsin! ... Sende özledin mi beni bir gün bile olsa? ... Senin de yandı mı yüreğin benim için? Gelir diye bekledin mi yollara bakıp? ... Her gece mavi bir özlem girdi mi koynuna? Yastığını ıslattı mı gözyaşların? .... Ağladın mı hiç bakıp bulutlara? ... Şimdi her gece bir tren kalkıyorsa gönlümün istasyonundan sana doğru, elim kalkmıyorsa ve sallayamıyorsam verdiğin mendili ardından. Gözyaşlarım ateş olup düşüyorsa ve hüzün olup yakıyorsa düştüğü yeri, sebep sensin ey dağ çiçeğim.... Asrevya! ... Şimdi hücrelerdeysem, ölüme hüküm giyiyorsam her yargılandığım yerde, hüznün acılı ırmaklarında kalıyorsa hayallerim ve sonunda kırılıyorsa kalem. Bil ki sebep sensin ey aşk, ey sevgili. Bilki ben sefilliği, garipliği, çölü, kimsesizliği, sahrayı, sahrada derviş olmayı, aşka mahkum olmayı, ölümü senin için seçmişim Dağ çiçeğim... Ey rüzgarın dudaklarında türküler söylemeye doyamadığı Asrevya! ... Ben yanlız ve bahtsız bir adamım...Tükendim artık... Tükendim ve yenildim... Kahpeliklere, kalleşliklere, riyakarlıklara, onursuzluklara, zamana, hayata, kadere ve gururuma yenildim... Kimsesizim şimdi, körkaranlıklardayım, yerim soğuk, suyum yok, ekmeğim yok… Ne bakacak pencerem ne görecek ışık var.. Zindanlardayım, ölüme mahkum… Kapılar kilitli, çıkacak anahtarım yok… Gel Asrevya! ... İstersen sev beni! istersen kır! Acıt, ez, öğüt, paramparça et. Gücüm yok tükendim artık! Çek ipimi! .. Söyle, ne desem son sözüm sorulup, zülfün boynuma dolandığında, Söyle ne etsem, nereye gitsem... Söyle, Ah! etsem delinir mi kara bağrım? Yaralı geyikleri kurtulur mu canevimin? Kavuşur mu ruhum huzura? ... Söyle Asrevya! ... Asrevya! ... Asrevya! ... Dağ çiçeğim... Söyle, son sözüm sorulduğunda, tutar mı elimi aşk? Toplar mı yerlere savrulan hayallerimi? yaşatır mı anılarda? Gücüm yok... Ah! ! ! Asrevya! ... Dağ çiçeğim... Yenildim! ..Tükendim artık! Çek ipimi öleyim... Çek İpimi Öleyim Asrevya! ... Küçüktüm büyüdüm yitirdim çocukluğumu büyüdükçe ikiyüzlülüğü tanıdım tanıdıkça yaralandım yaralandıkça boğazıma düğümlendi hayat anlatamam yaşım kaç şimdi? ülkem neresi sorma Yanlış bir adreste gün tüketiyor ömrüm durmadan yürüyorum sancılar saklı yüreğime. ayaklar altında linç edilmiş bir hüzün benimkisi öyle yalnız, gölgesiz, duldasız, düşsüz ve dilsiz geçen trenler de almıyor beni Ben yanlız ve bahtsız bir adamım Asrevya! ... yüreğim yorgun, ben yorgun her yangından yaralı çıktım tükendim artık... Tükendim ve yenildim... sevgisiz, duyarsız, umarsız bir dünyada kumar oynadım hayatla, kaybettim. cebim yok, param yok nerde akşam, orda sabah ben hep kaybettim gelen aldattı giden ağlattı Yüreğim ah! bir sen anlarsın beni bir sen aldatmadın bir de Asrevya! ... düşperim dağ yüreklim güzeller güzeli Asrevya! ... Bir düştü Asrevya! ... bir rüzgar esti düştü dalımdan kaldım sokaklarda yalnız başıma bir daha kapım açılmadı sevgiye ışıklar yanmadı içimde bir daha bütün kapılar kapandı yüzüme ağlayacak yerimde kalmadı çok özledim Asrevya! ... çek ipimi, öleyim ben hep kaybettim ömrümün yaz vaktidir bu mevsimde sevmek en çok bana yakışır özlemek de.. ölmek de... çek ipimi! ... Çek ipimi öleyim Asrevya! ... Adımı adının yanına yazsaydı. En sona yazsaydı. "Bu da olsun" yazsaydı. "Olsun" yazsaydı..... |
|||
|
|

İletişim
Üye Listesi
Takvim
Anasayfa





