<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İbrahim Sadri Fan Sitesi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/</link>
		<description><![CDATA[İbrahim Sadri Fan Sitesi - http://www.ibrahimsadrifan.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 22:39:59 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Puslu Kıtalar Atlası]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/Puslu-Kitalar-Atlasi</link>
			<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 17:39:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/Puslu-Kitalar-Atlasi</guid>
			<description><![CDATA[İhsan Oktay Anar tarafından yazılmıştır yazarının ismini hatrıma getiremediğim için yada  o isimleri birbirine karıştırdığım için aradığım ama bulamadığım bir kitaptı ki geçenlerde kitapla yolumuz kesişti sizede tavsiye edem bari dedim ben ikinciye okumak için hayli aradım siz okuyacaksınız birinden ödünç istemeyin derim]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İhsan Oktay Anar tarafından yazılmıştır yazarının ismini hatrıma getiremediğim için yada  o isimleri birbirine karıştırdığım için aradığım ama bulamadığım bir kitaptı ki geçenlerde kitapla yolumuz kesişti sizede tavsiye edem bari dedim ben ikinciye okumak için hayli aradım siz okuyacaksınız birinden ödünç istemeyin derim]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Maviş Meneviş]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/Mavis-Menevis</link>
			<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 07:14:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/Mavis-Menevis</guid>
			<description><![CDATA[Komançi <br />
05:58     20.02.2010]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Komançi <br />
05:58     20.02.2010]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[YÜREĞİM SENİ ÇOK SEVDİ]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/YUREGIM-SENI-COK-SEVDI</link>
			<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 14:06:21 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/YUREGIM-SENI-COK-SEVDI</guid>
			<description><![CDATA[Okumanızı istediğim çok güzel bir romanYüreğim Seni Çok Sevdi<br />
"Yüreğim Seni Çok Sevdi"nin kahramanı Aslı’nın yaşadığı aşkta Piraye’nin ki kadar sancılı ve yoğun duygularla kaplıydı. Canan Tan’ın kadın kahramanlarının en belirgin özelliği dik başlı, kendine güvenen, eğitimli olmalarıdır. Piraye’de, Aslı’da son derece özgüvene sahip iki genç kadındır. Romanın kahramanı Aslı’nın Bursalı genç bir adama olan aşkı ne yazık ki fedakarlıklara gebedir. <br />
"Yüreğim Seni Çok Sevdi", iki üniversite öğrencisinin İstanbul’da başlayan aşkını, Bursa ve Amerika’da üçgeninde inceler, kurgular. Romanın Bursa’da geçen bölümleri, yeşil Bursa’nın tüm güzelliklerini yansıtır okura. Amerika’da ise Türk öğrencilerinin birbirlerine olan bağlılıklarını ve çalışma azimlerini okuruz. Aslı’nın Amerika eğitimi, Murat’ı unutmak için yapacağı bir evlilik ile son bulacak ancak Murat’a karşı içinde yaşattığı aşkı asla sona ermeyecektir.<br />
<br />
KİTAPTAN ALINTI:<br />
'Biliyorum, imkânsız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime...' demişti Murat. <br />
'Çünkü, Yüreğim Seni Çok Sevdi! ..' Ardından da dizelere dökmüştü sevdasını. <br />
'Yüreğim seni çok sevdi <br />
o yürek talan <br />
o yürek yangın yeri <br />
o yürek seni istiyor <br />
bir tek seni...']]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Okumanızı istediğim çok güzel bir romanYüreğim Seni Çok Sevdi<br />
"Yüreğim Seni Çok Sevdi"nin kahramanı Aslı’nın yaşadığı aşkta Piraye’nin ki kadar sancılı ve yoğun duygularla kaplıydı. Canan Tan’ın kadın kahramanlarının en belirgin özelliği dik başlı, kendine güvenen, eğitimli olmalarıdır. Piraye’de, Aslı’da son derece özgüvene sahip iki genç kadındır. Romanın kahramanı Aslı’nın Bursalı genç bir adama olan aşkı ne yazık ki fedakarlıklara gebedir. <br />
"Yüreğim Seni Çok Sevdi", iki üniversite öğrencisinin İstanbul’da başlayan aşkını, Bursa ve Amerika’da üçgeninde inceler, kurgular. Romanın Bursa’da geçen bölümleri, yeşil Bursa’nın tüm güzelliklerini yansıtır okura. Amerika’da ise Türk öğrencilerinin birbirlerine olan bağlılıklarını ve çalışma azimlerini okuruz. Aslı’nın Amerika eğitimi, Murat’ı unutmak için yapacağı bir evlilik ile son bulacak ancak Murat’a karşı içinde yaşattığı aşkı asla sona ermeyecektir.<br />
<br />
KİTAPTAN ALINTI:<br />
'Biliyorum, imkânsız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime...' demişti Murat. <br />
'Çünkü, Yüreğim Seni Çok Sevdi! ..' Ardından da dizelere dökmüştü sevdasını. <br />
'Yüreğim seni çok sevdi <br />
o yürek talan <br />
o yürek yangın yeri <br />
o yürek seni istiyor <br />
bir tek seni...']]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KUŞUN AVCIYA ÖĞÜDÜ (MESNEVİ DEN)]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/KUSUN-AVCIYA-OGUDU-MESNEVI-DEN</link>
			<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 02:02:12 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/KUSUN-AVCIYA-OGUDU-MESNEVI-DEN</guid>
			<description><![CDATA[MİNİK KUŞUN ÖĞÜDÜ<br />
<br />
. Avcının yakaladığı küçük kuş birden konuşmaya başladı:<br />
- Ben minicik bir kuşum dedi, etim, dişinin kovuğunu bile doldurmaz. Eğer serbest bırakırsan işine yarayacak üç öğüt veririm. Dinle, birinci öğüdüm şu: "Olmayacak bir söz duyarsan, asla inanma!"<br />
Avcı şaşırmıştı. ikinci öğüdü isteyince küçük kuş:<br />
- Beni bırak, ikinci öğüdümü şu damın üstünde vereceğim dedi.<br />
Avcı kuşu bıraktı. Bir lahzada dama konan kuş:<br />
- Dinle dedi, "geçip gitmiş şeyler için asla üzülme". Olan olmuş, biten bitmiştir çünkü. Bak, benim karnımda on dirhem ağırlığında bir inci vardı. Çok kıymetli bir inciydi bu. Ne yazık ki elinden kaçırdın...<br />
Avcı daha çok şaşırmış, kuşu serbest bıraktığına pişman olmuştu. Ah vah etmeye, saçını başını yolmaya başladı.<br />
Kuş:<br />
- Ne oldu? diye sordu. Niçin dövünüp duruyorsun? Ben sana olmayacak söze asla inanma dememiş miydim? Sen karnımda inci olduğunu duyunca bu öğüdü hemen unuttun. Kendisi üç dirhem gelmeyen kuşun karnında on dirhemlik inci olur mu hiç? Üstelik ikinci öğüdümü de unutmuşa benziyorsun. Hani elden kaçırdığın şeyler için asla üzülmeyecektin!<br />
Avcı utanmış başını yere eğmişti.<br />
- Üçüncü öğüdünü ver bari diye inledi.<br />
Küçük kuş damdan kalkıp yüksekçe bir ağacın dalına kondu ve oradan gökyüzünün boşluğuna doğru süzülürken şöyle bağırdı:<br />
- Behey sersem avcı, sen verdiğim ilk iki öğüdü tuttunmu ki üçüncüsünü istiyorsun?.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[MİNİK KUŞUN ÖĞÜDÜ<br />
<br />
. Avcının yakaladığı küçük kuş birden konuşmaya başladı:<br />
- Ben minicik bir kuşum dedi, etim, dişinin kovuğunu bile doldurmaz. Eğer serbest bırakırsan işine yarayacak üç öğüt veririm. Dinle, birinci öğüdüm şu: "Olmayacak bir söz duyarsan, asla inanma!"<br />
Avcı şaşırmıştı. ikinci öğüdü isteyince küçük kuş:<br />
- Beni bırak, ikinci öğüdümü şu damın üstünde vereceğim dedi.<br />
Avcı kuşu bıraktı. Bir lahzada dama konan kuş:<br />
- Dinle dedi, "geçip gitmiş şeyler için asla üzülme". Olan olmuş, biten bitmiştir çünkü. Bak, benim karnımda on dirhem ağırlığında bir inci vardı. Çok kıymetli bir inciydi bu. Ne yazık ki elinden kaçırdın...<br />
Avcı daha çok şaşırmış, kuşu serbest bıraktığına pişman olmuştu. Ah vah etmeye, saçını başını yolmaya başladı.<br />
Kuş:<br />
- Ne oldu? diye sordu. Niçin dövünüp duruyorsun? Ben sana olmayacak söze asla inanma dememiş miydim? Sen karnımda inci olduğunu duyunca bu öğüdü hemen unuttun. Kendisi üç dirhem gelmeyen kuşun karnında on dirhemlik inci olur mu hiç? Üstelik ikinci öğüdümü de unutmuşa benziyorsun. Hani elden kaçırdığın şeyler için asla üzülmeyecektin!<br />
Avcı utanmış başını yere eğmişti.<br />
- Üçüncü öğüdünü ver bari diye inledi.<br />
Küçük kuş damdan kalkıp yüksekçe bir ağacın dalına kondu ve oradan gökyüzünün boşluğuna doğru süzülürken şöyle bağırdı:<br />
- Behey sersem avcı, sen verdiğim ilk iki öğüdü tuttunmu ki üçüncüsünü istiyorsun?.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[yakarım geceleri(YILMAZ ODABAŞI ŞİİRLERİ)]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/yakarim-geceleri-YILMAZ-ODABASI-SIIRLERI</link>
			<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 01:15:18 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/yakarim-geceleri-YILMAZ-ODABASI-SIIRLERI</guid>
			<description><![CDATA[Yakarım Geceleri* 		<br />
<br />
Bu aşkın nüshası şarkılarda <br />
aslı bende kalacak. <br />
Bizi hasret saracak <br />
bulutlar çıldıracak. <br />
<br />
Ayrılık başımı döndürüyor; <br />
kavuşmayı özlettin. <br />
İntiharlar kuşandım <br />
bu aşkı sen kirlettin. <br />
<br />
Geçtim borandan, kardan yitirdim bahçeleri, <br />
ellerini tutmazsam yatamam geceleri… <br />
<br />
Bu aşkın nüshası rüzgârlarda <br />
kahrı bende duracak <br />
Sende ihanet gülüm <br />
bende matem olacak.. <br />
<br />
<br />
Bu aşkın efkârı şarkılarda <br />
yüzün bende solacak. <br />
Bizi zaman yenecek <br />
ve anılar kalacak. <br />
<br />
Geçtim borandan, kardan yitirdim bahçeleri, <br />
ellerini tutmazsam yakarım geceleri! <br />
<br />
<br />
____________________ <br />
Hece ölçüsüyle şarkı sözü olarak yazılmıştır.<br />
<br />
Yılmaz Odabaşı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yakarım Geceleri* 		<br />
<br />
Bu aşkın nüshası şarkılarda <br />
aslı bende kalacak. <br />
Bizi hasret saracak <br />
bulutlar çıldıracak. <br />
<br />
Ayrılık başımı döndürüyor; <br />
kavuşmayı özlettin. <br />
İntiharlar kuşandım <br />
bu aşkı sen kirlettin. <br />
<br />
Geçtim borandan, kardan yitirdim bahçeleri, <br />
ellerini tutmazsam yatamam geceleri… <br />
<br />
Bu aşkın nüshası rüzgârlarda <br />
kahrı bende duracak <br />
Sende ihanet gülüm <br />
bende matem olacak.. <br />
<br />
<br />
Bu aşkın efkârı şarkılarda <br />
yüzün bende solacak. <br />
Bizi zaman yenecek <br />
ve anılar kalacak. <br />
<br />
Geçtim borandan, kardan yitirdim bahçeleri, <br />
ellerini tutmazsam yakarım geceleri! <br />
<br />
<br />
____________________ <br />
Hece ölçüsüyle şarkı sözü olarak yazılmıştır.<br />
<br />
Yılmaz Odabaşı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MEVLANA CELALEDDİN RUMİ şiirleri (tercümedir)]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/MEVLANA-CELALEDDIN-RUMI-siirleri-tercumedir</link>
			<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 17:33:44 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/MEVLANA-CELALEDDIN-RUMI-siirleri-tercumedir</guid>
			<description><![CDATA[AĞIT<br />
<br />
Göz gamın ne olduğunu bilseydi,<br />
gökyüzü bu ayrılığı çekseydi,<br />
padişah bu acıyı duysaydı;<br />
göz gece demez gündüz demez ağlardı,<br />
gökler yıldızlara, güneşle, ayla<br />
gece demez gündüz demez ağlardı.<br />
padişah bakardı ününe,<br />
tacına, tahtına, tolgasına, kemerine,<br />
gece demez gündüz demez ağlardı.<br />
<br />
Gül bahçesi güzün geleceğini duysaydı,<br />
uçan kuş avlanacağını bilseydi,<br />
gerdek gecesi bu özlemi görseydi;<br />
gül bahçesi hem güle hem dala ağlardı,<br />
uçan kuş uçmaktan vazgeçer ağlardı,<br />
gerdek gecesi öpüşmeye, sarılmaya ağlardı.<br />
<br />
Zaloğlu bu zülmü görseydi,<br />
ecel bu çığlığı duysaydı,<br />
cellâdın yüreği olsaydı;<br />
Zaloğlu savaşa, yiğitliğe ağlardı,<br />
ecel bakardı kendine ağlardı,<br />
cellât, yüreği taş olsa, ağlardı.<br />
<br />
Kumru, başına geleceği duysaydı,<br />
tabut, içine gireni bilseydi,<br />
hayvanlarda bir parça akıl olsaydı;<br />
kumru selviden ayrılır ağlardı,<br />
tabut omuzda giderken ağlardı<br />
öküzler, beygirler, kediler ağlardı.<br />
<br />
Ölüm acılarını gördü tatlı can,<br />
koyuldu işte böyle ağlamaya.<br />
Olanlar oldu, gitti dostum benim.<br />
şu dünya bir altüst olsa, aülasa yeri var.<br />
öylesine topraklar altında kalmışım<br />
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ<hr />
BAŞKA YARINLAR<br />
<br />
Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin,<br />
bugün dudağında başka bir tad var,<br />
boyunda başka bir yücelik.<br />
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan.<br />
<br />
Ayın gökyüzüne bugün sığmamış.<br />
Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş.<br />
Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,<br />
bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,<br />
dünyada bir başka gidiş<br />
<br />
Biz senin gözlerinden gördük<br />
arslanlara meydan okuyan o ceylanı,<br />
Başka bir ovası var o ceylanın bugün<br />
iki cihandan da dışarı<br />
<br />
Seven insanın ayağı mı yok,<br />
işte ona ölümsüzlük kapandı.<br />
Yukarlarda onunla uçar gider.<br />
<br />
Gözlerinin denizinde onu arama.<br />
Oinci bir başka denizde.<br />
<br />
Bakarsın bugün sever bu yürek,<br />
yarın sevilir bakarsın.<br />
<br />
Yüreğimin özünde başka yarınlar var.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ<hr />
BEN BENDE DEĞİL<br />
<br />
Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben,<br />
Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,<br />
Bir öyle garip hale bugün geldim ki<br />
Sen benmisin, bilmiyorum, ben mi senim.<br />
<br />
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ<hr />
BERİ GEL<br />
<br />
Beri gel, daha beri, daha beri.<br />
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?<br />
Bu hır gür, bu savaş nereye dek?<br />
Sen bensin işte, ben senim işte.<br />
<br />
Ne diye bu direnme böyle, ne diye?<br />
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?<br />
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,<br />
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?<br />
<br />
Zengin yoksulu hor görür, ne diye?<br />
Sağ soluna yan bakar, ne diye?<br />
İkisi de senin elin, ikiside,<br />
Peki, kutlu ne, kutsuz ne?<br />
<br />
Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.<br />
Başımız da tek, aklımız da tek.<br />
Ne diye iki görür olup kalmışız<br />
İki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?<br />
<br />
Sen habire gevele dur bakalım,<br />
Habire 'Usul boylu birlik çam ağacı' de,<br />
Sonu nereye varır bunun, nereye?<br />
<br />
Şu beş duyudan, altı yönden<br />
Varını yoğunu birliğe çek, birliğe.<br />
Kendine gel, benlikten çık, uzak dur,<br />
İnsanlara katıl, insanlara,<br />
İnsanlarla bir ol.<br />
İnsanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz.<br />
Kendinde kaldın mı bir damlasın, bir dane.<br />
<br />
Erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini.<br />
Köpek köpekliğini ede durur, köpekliğini.<br />
Tertemiz can canlığını işler, canlığını.<br />
Beden de bedenliğini yapar, bedenliğini.<br />
<br />
Ama sen canı da bir bil, bedeni de,<br />
Yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine,<br />
Hani bademler gibi, bademler gibi.<br />
Ama hepsindeki yağ bir.<br />
<br />
Dünyada nice diller var, nice diller,<br />
Ama hepsin de anlam bir.<br />
Sen kapları, testileri hele bir kır,<br />
Sular nasıl bir yol tutar, gider.<br />
Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,<br />
Can nasıl koşar, bunu canlara iletir.<br />
<br />
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ<hr />
BİR GECECİK<br />
<br />
Bir gececik uyuma, ne olur.<br />
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.<br />
Bir gececik dostların gönlü olsun,<br />
ne olur sabahı et bir gececik.<br />
<br />
Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun,<br />
kör olsun şeytan bir gececik.<br />
Dünyayı güzel kokular sarsın bütün.<br />
Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara.<br />
Sofrandakiler dirilsin bir gececik.<br />
<br />
Bir gececik uyuma, ne olur.<br />
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.<br />
Bir gececik ata bin, meydana gel.<br />
Gönüller bir gececik rahat olsun,<br />
göğüsler meydana dönsün bir gececik.<br />
<br />
Yeniler giyinelim biz kulların.<br />
Musa gibi sen bir sopa al eline.<br />
Sopa bir anda elinde yılan olsun.<br />
Süleyman gibi sen karıncaların yanına var.<br />
Karıncalar bir anda birer Süleyman olsun.<br />
<br />
Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<hr />
BU AYRILIK <br />
<br />
Kusuruma bakmayın benim, dostlar,<br />
bağışlayın beni.<br />
Ben davullara, bayraklara aldırmayan<br />
bir padişahın yoluna düşmüşüm,<br />
deli divane olmuşum.<br />
Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,<br />
çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.<br />
Ama yok da sayılmam hani,<br />
var olan bir şeyim ben.<br />
<br />
Haydi ben bensiz geleyim,<br />
sen sensiz gel.<br />
Ne varsa şu ırmağın içinde var,<br />
soyunalım iki can,<br />
dalalım şu ırmağa, hadi.<br />
Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,<br />
bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.<br />
<br />
Bu ırmakta ne ölmek var bize,<br />
bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert.<br />
Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,<br />
bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret.<br />
<br />
Durma, çabuk gel, gelmem deme.<br />
Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır, dostum,<br />
senin şânına sadece gelmek yaraşır.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<hr />
DEMEDİM Mİ?<br />
<br />
Oraya gitme demedim mi sana,<br />
seni yalnız ben tanırım demedim mi?<br />
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?<br />
<br />
Bir gün kızsan bana,<br />
alsan başını,<br />
yüz bin yıllık yere gitsen,<br />
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?<br />
<br />
Demedim mi şu görünene razı olma,<br />
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,<br />
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?<br />
<br />
Ben bir denizim demedim mi sana?<br />
Sen bir balıksın demedim mi?<br />
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,<br />
senin duru denizin ben'im demedim mi?<br />
<br />
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?<br />
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,<br />
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?<br />
<br />
Demedim mi yolunu vururlar senin,<br />
demedim mi soğuturlar seni.<br />
Oysa senin ateşin ben'im,<br />
sıcaklığın ben'im demedim mi?<br />
<br />
Türlü şeyler derler sana demedim mi?<br />
Kötü huylar edinirsin demedim mi?<br />
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?<br />
Yani beni kaybedersin demedim mi?<br />
<br />
Söyle, bunları sana hep demedim mi?<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<br />
<br />
DENİZLERİN ÜZERİNDE<br />
<br />
Pek acayip bir şey bu:<br />
Güz mevsiminde olduğumuz halde<br />
birdenbire güneş koç burcuna girdi baktım.<br />
Baktım birden bire ilkbahar oldu.<br />
Birdenbire kaynadı kanım.<br />
Nerdeyse hani<br />
bulanıp kanıma<br />
bir deve gibi köpürecek,<br />
bir deve gibi oynamaya başlayacağım.<br />
<br />
Bir uzaklaşıp bir yakınlaşması kan dalgalarının.<br />
Kendisinden geçmiş insanla dolu bir ova.<br />
Ölümsüz gözle görülmez bir içki âlemi.<br />
<br />
Baktım birdenbire canlandı ölü.<br />
İhtiyarlar baktım genç oluverdi.<br />
Baktım bakırlar kesildi som altın.<br />
Daha iyisi geldi yerine,<br />
daha güzeli geldi baktım,<br />
şehrimizden ayrılanın.<br />
<br />
İçki, eğlence, tad sarmış şehrimizi.<br />
Elinde bir kadeh var her sarhoşun.<br />
Kimi doymuş, rahat, kendinde,<br />
İçkiye doğru koşmakta kimi.<br />
Gürül gürül süt ırmağı bir yanda,<br />
bir yanda gürül gürül bal nehri.<br />
<br />
Pek acayip bir şey bu:<br />
Bir şehirde padişah bir tane olurdu.<br />
gökyüzünde ay bir tane.<br />
Bu şehir padişahlarla dolu,<br />
gökyüzü aylarla, zuhallerle.<br />
<br />
Sen haydi koş var git hekimlere,<br />
orda işiniz yok de sizin.<br />
Orda ne dermansızlık, ne dert var,de.<br />
Orda ne gam, ne kasvet var, de.<br />
Orda ne kadı, ne vali.<br />
Ne bey, ne beyin vergicisi.<br />
<br />
Davalar, düşmanlıklar, kavgalar zaten<br />
denizlerin üzerinde hiç bir zaman yürüyemedi.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<br />
<br />
<br />
DUY ŞİKAYET ETMEDE HER AN BU NEY <br />
<br />
Duy şikayet etmede her an bu ney,<br />
Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.<br />
<br />
Der ki feryadım kamışlıktan gelir,<br />
Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.<br />
<br />
Ayrılıktan parçalanmış bir yürek<br />
İsterim ben, derdimi dökmem gerek.<br />
<br />
Kim ki aslından ayırmış canını,<br />
Öyle bekler, öyle vuslat anını.<br />
<br />
Ağladım her yerde hep ah eyledim,<br />
Gördüğüm her kul için dostum dedim.<br />
<br />
Herkesin zannında dost oldum ama,<br />
Kimse talip olmadı esrarıma.<br />
<br />
Hiç değil feryadıma sırrım uzak,<br />
Nerde bir göz, nerde bir candan kulak?<br />
<br />
Aynadır ten can için, can ten için,<br />
Lakin olmaz can gözü her kimsenin.<br />
<br />
Ney sesi tekmil hava oldu ateş,<br />
Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!<br />
<br />
Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e,<br />
Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e.<br />
<br />
Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem,<br />
Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.<br />
<br />
Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal,<br />
Hem verir Mecnunun aşkından misal.<br />
<br />
Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var,<br />
Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?<br />
<br />
Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile,<br />
Tek kulaktır müşteri, ancak dile.<br />
<br />
Gam dolu günler zaman hep aynı hal,<br />
Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal.<br />
<br />
Gün geçer yok korkumuz, her şey masal,<br />
Ey temizlik örneği sen gitme, kal!<br />
<br />
Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan,<br />
Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can.<br />
<br />
Olgunun halinden ah, anlar mı ham?<br />
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<br />
<br />
DUYDUM Kİ BİZİ BIRAKMAYA<br />
<br />
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme<br />
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme<br />
<br />
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı<br />
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme<br />
<br />
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru<br />
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme<br />
<br />
Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için<br />
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme<br />
<br />
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi<br />
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme<br />
<br />
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan<br />
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme<br />
<br />
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan<br />
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme<br />
<br />
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer<br />
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme<br />
<br />
Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi<br />
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme<br />
<br />
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize<br />
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme<br />
<br />
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle<br />
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme<br />
<br />
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı<br />
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme<br />
<br />
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil<br />
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme<br />
<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<hr />
HAPİSTELER AMA <br />
<br />
Yürü, can gözünü aç,<br />
şu âşıklara bir bak hele:<br />
Nasıl sarmaşdolaş, gönül gibi bir şey olmuşlar,<br />
nasıl gelmişler can gibi<br />
elsiz, ayaksız hale.<br />
<br />
Bahçeden daha güler yüzlü onlar,<br />
gülden daha güler yüzlü.<br />
bilgiden daha doğru,<br />
akıldan daha hünerli,<br />
serviden daha hür.<br />
Ölmezlik suyundan daha arı, duru.<br />
<br />
Hep zerreler gibi hovardalar.<br />
Güneş onlara kaftan.<br />
Balçığa ayak basmışlar,<br />
baş komuşlar gönül dizine.<br />
Kanların üzerinden geçmişler,<br />
kan denizlerin dalgaları arasından.<br />
Etekleri gene tertemiz;<br />
bir şey bulaşmadan eteklerine.<br />
<br />
Diken içindeler,<br />
ama gül gibiler.<br />
Hapisteler,<br />
ama şarap gibiler.<br />
Balçık içindeler,<br />
ama gönül gibiler.<br />
Gece içindeler,<br />
ama sabah gibiler.<br />
<br />
Sen onların şarabını bir iç de gör:<br />
Naıl birdenbire ferah olur, aydınlanır yüreğin,<br />
birdenbire nasıl unutulur her şey,<br />
nasıl birdenbire gözlerinin içi güler.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
HATIRLA AMA <br />
<br />
Bir tatlı ömür gibi gitmeye niyetlendin,<br />
ayrılık atına eyer vurdun inadına.<br />
Ama bizi unutma, hatırla ama.<br />
<br />
Sana temiz dostlar, iyi dostlar, bağdaş dostlar<br />
yeryüzünde de var. gökyüzünde de var.<br />
Eski dostla ettiğin yemini, hatırla ama.<br />
<br />
Sen her gece ay değirmisini<br />
başına yastık edince yollarda,<br />
dizimde yattığın geceleri hatırla ama.<br />
Sen ey, hüsrev'i kendine kul,<br />
Şirin gibi bir nice güzeli esir eden,<br />
aşkının ateşiyle tıpkı Ferhat gibi benim<br />
ayrılık dağını delmede olduğumu, hatırla ama.<br />
<br />
Bir deniz kesilen gözlerimin kıyısında<br />
bir aşk ovasını görmüştün hani;<br />
sarfan dallarıyla, ağustos gülleriyle sarmaşdolaş.<br />
Bunu unutma, hatırla ama.<br />
<br />
Ey Tebrizli Şems,<br />
dinim aşktır benim, senin yüzünü gördüm göreli,<br />
benim dinim senin yüzünde övünür, ey sevgili.<br />
Bunu unutma, hatırla ama.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
HEP O <br />
<br />
Aşk geldi, kan gibi<br />
Damarlarıma derime doldu.<br />
Beni benden aldı,<br />
Varlığımı sevgiliye doldurdu.<br />
Kısaca;<br />
Bana benden kalan bir ad;<br />
Ancak ötesi hep o...<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
HERGÜN BİR YERDEN GÖÇMEK <br />
<br />
Her gün bir yerden göçmek<br />
Ne iyi<br />
<br />
Her gün bir yere<br />
Konmak ne güzel<br />
Bulanmadan, donmadan<br />
Akmak ne hoş<br />
<br />
Dünle beraber<br />
Gitti cancağızım<br />
<br />
Ne kadar söz varsa<br />
Düne ait<br />
Şimdi yeni şeyler<br />
Söylemek lazım<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
İSYAN ETMİŞİM<br />
<br />
Aya öfkelenmişim ben,<br />
işte böyle kapkaranlık bir gece olmuşum.<br />
Padişaha kızmışım,<br />
çırılçıplak bir yoksul olmuşum.<br />
<br />
Güzeller sıltanı gel demiş,<br />
evine çağırmış beni.<br />
Ben bir yolunu bulmuşum,<br />
yola baş kaldırmışım.<br />
<br />
Sevgilim baş çeker, naz ederse,<br />
gamlara atar, kararsız korsa beni,<br />
bir kez olsun ah demem, inad için.<br />
Ah'a da kızmışım ben.<br />
<br />
Bir bakarsın altınla aldatırlar beni o.<br />
Bir bakarsın şanla şerefle aldatırlar beni.<br />
Oysa altın falan istemiş değilim ondan,<br />
şanla şerefe hele çoktan boş vermişim.<br />
<br />
Ben bir demirim,<br />
mıknatıstan kaçıyorum.<br />
Bir saman çöpüyüm ben,<br />
mıknatıslara yan çizmişim.<br />
<br />
Ben öyle bir zerreyim ki,<br />
bütün âleme isyan etmişim.<br />
Havaya, toprağa isyan etmişim,<br />
Ateşe, suya isyan etmişim.<br />
Altı yöne isyan etmişim.<br />
Beş duyuya isyan etmişim.<br />
<br />
Hava, toprak, ateş, su da neymiş ki,<br />
altı yön de neymiş,<br />
beş duyu da ne.<br />
Benim için hiç bir şey umurumda değil.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
KARDEŞİM <br />
<br />
Kardeşim sen düşünceden ibaretsin,<br />
Geriye kalan et ve kemiksin,<br />
Gül düşünür gülüstan olursun,<br />
Diken düşünür dikenlik olursun.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
KENDİME YEDİREMEM<br />
<br />
Düşman saçmasapan lâflar eder,<br />
duyar can kulağım.<br />
Benim için kötü şeyler düşünür,<br />
görür can gözüm.<br />
Üzerime köpeğini salar,<br />
ısırır köpek ayağımı,<br />
çok acılar çekerim, çok acılar.<br />
Köpek değilim, onu ısıramam,<br />
ısırırım dudağımı.<br />
<br />
Büyük kişilerin sırlarına ortağım,<br />
gene de na şu kadar övünemem.<br />
Bütün ayıplar bende ama,<br />
ne yapıp yapmalı,<br />
ulaşmalı dostlara,<br />
geride kalmayı kendime yediremem.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
O GELİYOR O <br />
<br />
yollara sular dökün,<br />
bahçelere müjdeler edin,<br />
bahar kokuları geliyor,<br />
o geliyor, o<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Yol verin, açılın, savulun.<br />
Beri durun, beri.<br />
Yüzü apaydınlık, akpak,<br />
bastığı yeri ardında gündüzler gibi bırakarak<br />
O geliyor, o.<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Gökler yeryüzünü kapladı, örttü bir anda.<br />
Bir anda dört yanı misk gibi bir koku sardı.<br />
Bir anda bir velvele, bir kıyamet koptu cihanda.<br />
O geliyor, o.<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Bir anda can geldi bağlara, bağlar ışıdı.<br />
Bir anda açıldı baktı bağlara gözler.<br />
Bir anda bizde ne gam kaldı, ne dert kaldı, ne keder.<br />
O geliyor, o.<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Yayından fırladı ok.<br />
Hedefe ha vardı, ha varacak.<br />
Bahçeler selama durdu.<br />
Selviler ayağa kalktı.<br />
Çayır çimen yollara düştü.<br />
İşte konca, ata binmiş geliyor.<br />
Biz ne duruyoruz,<br />
O geliyor, o.<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Sen bizim yöremize gelirsen göreceksin, ey şems,<br />
Huyumuz sadece susmak olmuş bizim, susmak.<br />
Senin güzel gözlerinçin işte canım pusuda.<br />
Rahatım kaçtı benim,<br />
geceleri uykum kalmadı gitti ama,<br />
bak işte o güzel günler yola çıkmış geliyor.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
O KAPIYI KAPA <br />
<br />
O kapıyı kapa.<br />
Gayret kemerini kuşan.<br />
Bize can şarabını sun.<br />
Bu meyhaneye aşık kişileriz biz,<br />
hem çok uzaklardan geliyoruz bak,<br />
çok uzaklardan.<br />
<br />
O kapıyı kapa.<br />
gel sen asıl bizi gör,<br />
gör halimizi, acı.<br />
Bir başka kapı aç,<br />
işte na şurda,<br />
bir gizli kapı.<br />
Bir büyük sağrak bul getir bize.<br />
Sonra doldur şarabı<br />
eski dostluğumuzun şerefine.<br />
O kapıyı kapa.<br />
Gel bizi yıka, arıt.<br />
<br />
Hani bir gün, bilmem unuttun mu,<br />
biz hepimiz uykudaydık.<br />
Sen bir tekme atmıştın bize,<br />
derken bir, bir daha.<br />
Sıçramış uyanmıştık uykudan.<br />
Oturup şarap içmiştik sonra.<br />
Şarap başımıza vurmuştu<br />
O zaman olmuştu işte ne olduysa.<br />
<br />
Denizleri yüksük gibi gören timsahlarız artık,<br />
tirit, mercimek, aş erleri değil.<br />
Haydi inadı falan bırak,<br />
inadı bırak da kendine gel,<br />
bize şarap ver, şarap.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN <br />
<br />
Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.<br />
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.<br />
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.<br />
Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.<br />
Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.<br />
Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
SU DEDİ Kİ <br />
<br />
Gönül buğday tanesine benziyor,<br />
bizse değirmene.<br />
Değirmen nereden bilecek<br />
bu dönüşün sebebi ne?<br />
<br />
Değirmen taşına benziyor beden,<br />
düşünce ce kaygı, suyu.<br />
Su kulak kabarttı, dinledi,<br />
taş başından geçeni söyledi durdu.<br />
<br />
Su der ki:<br />
Değirmencidir suyu ark'a döken,<br />
ona sor sen bu işi.<br />
Ey ekmek yiyen, der sana değirmenci,<br />
ekmekçi dediğin de kim oluyor<br />
bu değirmen bir dönmedi mi?<br />
<br />
Başından geçenler uzar gider,<br />
gelmez sonu bir türlü.<br />
Yücelik sayesinde bilgi değirmeni<br />
bir hayli tane övüttü.<br />
Söylesin sana, ona sor.<br />
<br />
Tebrizli Şems devlet kuşu,<br />
padişahın kutluluk göğünde<br />
yücelere doğru<br />
uçuyor da uçuyor.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
ŞİAR EDİNDİK <br />
<br />
Bu dünyada ne kimseye uymuşluğumuz var,<br />
ne şu atlas kubbe altında ev kurmuşluğumuz.<br />
Biz susuz kalmışız,<br />
içtikçe içiyoruz.<br />
Güzel bir sarhoşluğumuz var,<br />
güzel, hiç doymayan.<br />
Rahmet denizinin dalgasıdır bu;<br />
bir saman çöpünden başka bir şey değildir<br />
bu dalganın üstünde düşman.<br />
<br />
Aşşağılık kişinin peşine düşmemeyi şiar edindik biz.<br />
Gönül dalgasını bırakmamayı şiar edindik.<br />
Şu yokluk yurdunda<br />
Nuh veHalil gibi,<br />
ölmezlik denen yerde aşk çardağı kurmak varken,<br />
burnu büyük Âd ve Smud gibi köşkler kurmamayı,<br />
Kafdağı'nda avlanmak duruken<br />
Gerkes gibi leş avlamamayı,<br />
iyi yürekli, tertemiz dostları bırakıp<br />
kahpeleri aldatan dev'e yönelmemeyi,<br />
şu kara toprağa<br />
meyvası cefa olan fidanı dikmemeyi,<br />
kafiye de, şiir de önem vermemeyi,<br />
bizden olmayan şeylere pek aldırış etmemeyi<br />
şiar edindik.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
VAR OLANLAR GELİYOR<br />
<br />
Sarhoşlar göründü.<br />
Şaraba tapanlar bir bir gelmeye başladılar.<br />
Güzeller nazlı nazlı yollara düştü.<br />
Salına salına gül bahçesinden gül yanaklılar geliyor.<br />
<br />
Bir anda hem var olan, hem yok olan,<br />
bir anda değişen, yenilenen şu dünyadan<br />
yoklar bir bir çekip gittiler.<br />
Var olanlar geliyor.<br />
<br />
Eteklerini altınla doldurmuşlar.<br />
Som altın kesilmişler.<br />
Darda olanlara verecekler.<br />
<br />
Hastalar, yorgunlar, arıklar<br />
iyileşmişler, kanlanmışlar, canlanmışlar,<br />
aşk yaylâsından geliyorlar.<br />
<br />
İyi insanların şarkıları<br />
ta yukarlardan aşağılara<br />
güneşin ışıkları gibi iniyor.<br />
İyi insanlar yağmur demiyor, kar demiyor,<br />
ortalık kış kıyamet,<br />
kolları sıvamışlar,<br />
taze taze meyveleri yetiştiriyorlar.<br />
<br />
Ben sustum.<br />
Sofra kuruldu.<br />
Onlar bir gül bahçesinden yola çıktı,<br />
bir gül bahçesine doğru.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
VERDİM CANIMI GİTTİ<br />
<br />
Nerde bir topluluk görürsen, tellal,<br />
hiç durma, bağır:<br />
Kaçan bir kul gördünüz mü ey insanlar, de,<br />
tertemiz kokan bir kul gördünüz mü,<br />
ay parçası bir yüzü var,<br />
baştanbaşa fitne.<br />
<br />
Savaş vakti tez gider, de , tellal,<br />
barış vakti uysal olur, de.<br />
<br />
Nerde bir topluluk görürsen, tellal,<br />
hiç durma, bağır:<br />
İnce boylu, güler yüzlü, tatlı sözlü,<br />
tez canlı, çevik bir kul gördünüz mü?<br />
Sırtında bir al kaftan taşıyor.<br />
<br />
Kucağında bir rebap, elinde bir yay var, de , tellal,<br />
Çaldığı hep güzel, hep sıcak havalar, de.<br />
<br />
Nerede bir topluluk görürsen, tellal,<br />
hiç durma, bağır:<br />
Onun bağından bir meyva devşiren var mı ey insanlar, de,<br />
onun gül bahçesinden bir demet gül deren var mı?<br />
<br />
İş ki çıksın bir habercik getirsin biri ondan bana, tellal<br />
çıksın biri ondan bana bir şeyler desin iş ki,<br />
söyle, verdim canımı ona gitti, telal,<br />
verdim ona gitti.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
YERLİ YERLİ YERLİ YERLİ <br />
<br />
Yine gel sen dinle benden<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
Hep Çalarım ten ten tenen<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
<br />
Yerla ve yerlem yerlela<br />
Yerla ve terlem terlela<br />
Bir söz söyle sessiz durma<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
<br />
İçki sunan sun içkiyi<br />
Çalgı çalan çal şu neyi<br />
Söyle telala talela<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
<br />
Ten ten tenen ten ten tenen<br />
Söylenirsin kuş gibi sen<br />
Uveys gibi ender Karen<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
<br />
Şems gibi kendini sustur<br />
Git kinden kibirden kurtul<br />
Şems-i Tebrizi'yle otur<br />
Yerli yerli yerli yerli<hr />
GEL<br />
<br />
Gene gel, gene.<br />
Ne olursan ol, ister kafir ol,<br />
İster ateşe tap, ister puta,<br />
İster yüz kere tövbe etmiş ol,<br />
ister yüz kere bozmuş ol tövbeni...<br />
Umutsuzluk kapısı değil bu kapı,<br />
Nasılsan,<br />
Öyle gel...<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
GELİN DE BİZİ GÖRÜN <br />
<br />
Ey aşıklar, gelin bakın,<br />
gelin bakın, ey iş erleri.<br />
Gelin de bizi görün işte.<br />
Bakın nasıl yıldızlar gibi ateş kesilmişiz,<br />
ayın yöresinde bütün gece nasıl oynayıp dönmeye koyulmuşuz.<br />
Güneşimiz gideli ortaya nasıl çıkmışız işte bakın.<br />
Bakın nasıl anadan doğma çırılçıplak olmuşuz,<br />
nasıl başıboş olmuşuz bakın.<br />
<br />
Ey aşıklar, gelin,<br />
gelin ey iş erleri,<br />
şarabın en tatlısı burada işte bakın,<br />
işte burada şarabın en iyisi,<br />
işte burada yıllanmışı şarabın.<br />
<br />
Tanyeri ağarınca her gün,<br />
güzeller sıltanımız çağırır, haydi der,<br />
ey çaresizler der, gelin,<br />
aşıklara derman olan biziz asıl,<br />
aşıklara bizi asıl tek çare, der.<br />
<br />
Turdağı o şarabı içti.<br />
Körkandil şarhoş oldu.<br />
Turdağı kendinden geçti.<br />
Bizim elimizden ne gelir,<br />
biz demirden dağ değiliz ki!<br />
<br />
Gökyüzünde, harman yerinde,<br />
yanan yıldızlarız ama,<br />
kesilsek dilim dilim,<br />
bölünsek parça parça,<br />
olsak arpa gibi, tane tane,<br />
gene de söz açamayız sırdan yana,<br />
veremeyiz ondan bir zerre bile.<br />
<br />
Diyorlar aşk deli.<br />
Ama biz zırdeliyiz.<br />
Diyorlar kötülüğe götürür insanı insanın içi.<br />
Ama biz o iç'e emrederiz<br />
<br />
Tek bir aşka tutulmuşuz yani,<br />
yani senin aşkına tutulmuşuz.<br />
Sen bir kez daha şu yolculuktan dön gel,<br />
gel Allah aşkına bir gör halimizi.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
GİTTİN <br />
<br />
Buradan bir nice acıyla, özlemle gittin,<br />
sonra yalvardın yakardın amma<br />
eline düşmüştün bir kere kaderin,<br />
ne fayda sevgili, ne fayda.<br />
<br />
Her yanda çareler aradın kendine,<br />
olmadık şeyler yaptın her yanda.<br />
Bulamadın bir çare, sonunda gittin,<br />
ne fayda sevgili, ne fayda.<br />
<br />
Kucağın güllerle doluydu senin,<br />
ayın öndördü bir yüzün vardı .<br />
Kopup halkasından dostlar meclisinin,<br />
o aşağılık, o bayağı yere sen,<br />
o karıncaların, yılanların yanına<br />
ne oldu, nasıl oldu da gittin?<br />
<br />
Nerde hani o cânım sözlerin şimdi?<br />
Nerde hani o sırları çözen akıl?<br />
Nerde hani gül bahçesine giden ayak?<br />
Elimizi tutan el nerde hani?<br />
<br />
Hoştun, güzeldin, eşin yoktu senin,<br />
insanları hemen elde ederdin.<br />
Ama kalktın çıktın bir uzun yolculuğa,<br />
insanları yiyen toprağa gittin.<br />
<br />
Ağlaya inleye sen gittin ama,<br />
gökler de arkandan durmadı ağladı.<br />
Parça parça etti yüzünü ay.<br />
Gönlüm arkandan kan bağladı.<br />
<br />
Şimdi ne edeyim, kime sorayım seni?<br />
İyi insanlar arasında mısın orda?<br />
Yani dostlar meclisinde mi?<br />
Yoksa bir kenarda boynun bükük mü kaldın?<br />
<br />
Öyle bir yere gittin ki bu sefer,<br />
izinin tozu bile belli değil.<br />
Ne kadar da kanlıymış gittiğin yol!<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
GÜNEŞE KULUM BEN <br />
<br />
Mademki ben güneşe kulum,<br />
güneşten söz açmalıyım size.<br />
Mademki gece değilim ben,<br />
mademki karanlığa tapmıyorum,<br />
düşten dem vurmak nafile.<br />
<br />
Mademki tıpkı güneşe benziyorum,<br />
elimi eteğimi çekmeliyim üzerinden<br />
ferah, mâmur olan yerin.<br />
Mademki tıpkı güneşe benziyorum,<br />
doğmalıyım ortasında harabelerin.<br />
<br />
Gerçi bugün bir kuru elmayım,<br />
ama değerim ağacımdan çok.<br />
Gerçi sarhoşum, yıkılmışım ama<br />
doğru lâf etmedeyim,<br />
erkekçe konuşmadayım.<br />
<br />
Benim gönlümün kokusu<br />
yöresindeki topraktan gelir.<br />
Ben o topraktan utanırım da<br />
nedense bir tek söz söyleyemem<br />
suya dair.<br />
<br />
Güzel yüzünden kaldır perdeni,<br />
böyle konuşmayı yakıştırma bana.<br />
Taş gibi kaskatıysa senin kalbin,<br />
bak benim kalbim yanmış, ateş haline gelmiş.<br />
Bir iyilik eder, şişeyi alırsan eline,<br />
bir de bakacaksın ki kadehle şarap bende dile gelmiş.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
HANGİSİYİM BEN<br />
<br />
Şu insanlardan hangisi ben'im?<br />
Hele sen şu kavgayı, gürültüyü dinle,<br />
ağzıma, sözüme kulak asma.<br />
Hem sen beni elden çıktı bil.<br />
Yoluma kadeh madeh koyayım da deme.<br />
Önüme ne çıkarsa tuzla buz ederim.<br />
<br />
Hem ben tıpatıp sana benzerim.<br />
Ağlarsan ağlarım,<br />
gülersen gülerim.<br />
Asıl sen vardın ortada,<br />
ben senin elinde bir ayna.<br />
Sen yeşillikte bir ağaç,<br />
ben senin gölgen.<br />
<br />
Ben senin gôlgen olduktan sonra<br />
hemen gider kendime bir dost ararım<br />
kurmak için yanında çadırımı,<br />
ararım bir taze gül fidanı.<br />
<br />
Sonra sâkinin kapısına varır,<br />
vurur testimi kırarım.<br />
Sonra oturur bardak bardak içerim<br />
ciğerimden akan kanı<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AĞIT<br />
<br />
Göz gamın ne olduğunu bilseydi,<br />
gökyüzü bu ayrılığı çekseydi,<br />
padişah bu acıyı duysaydı;<br />
göz gece demez gündüz demez ağlardı,<br />
gökler yıldızlara, güneşle, ayla<br />
gece demez gündüz demez ağlardı.<br />
padişah bakardı ününe,<br />
tacına, tahtına, tolgasına, kemerine,<br />
gece demez gündüz demez ağlardı.<br />
<br />
Gül bahçesi güzün geleceğini duysaydı,<br />
uçan kuş avlanacağını bilseydi,<br />
gerdek gecesi bu özlemi görseydi;<br />
gül bahçesi hem güle hem dala ağlardı,<br />
uçan kuş uçmaktan vazgeçer ağlardı,<br />
gerdek gecesi öpüşmeye, sarılmaya ağlardı.<br />
<br />
Zaloğlu bu zülmü görseydi,<br />
ecel bu çığlığı duysaydı,<br />
cellâdın yüreği olsaydı;<br />
Zaloğlu savaşa, yiğitliğe ağlardı,<br />
ecel bakardı kendine ağlardı,<br />
cellât, yüreği taş olsa, ağlardı.<br />
<br />
Kumru, başına geleceği duysaydı,<br />
tabut, içine gireni bilseydi,<br />
hayvanlarda bir parça akıl olsaydı;<br />
kumru selviden ayrılır ağlardı,<br />
tabut omuzda giderken ağlardı<br />
öküzler, beygirler, kediler ağlardı.<br />
<br />
Ölüm acılarını gördü tatlı can,<br />
koyuldu işte böyle ağlamaya.<br />
Olanlar oldu, gitti dostum benim.<br />
şu dünya bir altüst olsa, aülasa yeri var.<br />
öylesine topraklar altında kalmışım<br />
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ<hr />
BAŞKA YARINLAR<br />
<br />
Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin,<br />
bugün dudağında başka bir tad var,<br />
boyunda başka bir yücelik.<br />
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan.<br />
<br />
Ayın gökyüzüne bugün sığmamış.<br />
Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş.<br />
Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,<br />
bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,<br />
dünyada bir başka gidiş<br />
<br />
Biz senin gözlerinden gördük<br />
arslanlara meydan okuyan o ceylanı,<br />
Başka bir ovası var o ceylanın bugün<br />
iki cihandan da dışarı<br />
<br />
Seven insanın ayağı mı yok,<br />
işte ona ölümsüzlük kapandı.<br />
Yukarlarda onunla uçar gider.<br />
<br />
Gözlerinin denizinde onu arama.<br />
Oinci bir başka denizde.<br />
<br />
Bakarsın bugün sever bu yürek,<br />
yarın sevilir bakarsın.<br />
<br />
Yüreğimin özünde başka yarınlar var.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ<hr />
BEN BENDE DEĞİL<br />
<br />
Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben,<br />
Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,<br />
Bir öyle garip hale bugün geldim ki<br />
Sen benmisin, bilmiyorum, ben mi senim.<br />
<br />
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ<hr />
BERİ GEL<br />
<br />
Beri gel, daha beri, daha beri.<br />
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?<br />
Bu hır gür, bu savaş nereye dek?<br />
Sen bensin işte, ben senim işte.<br />
<br />
Ne diye bu direnme böyle, ne diye?<br />
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?<br />
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,<br />
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?<br />
<br />
Zengin yoksulu hor görür, ne diye?<br />
Sağ soluna yan bakar, ne diye?<br />
İkisi de senin elin, ikiside,<br />
Peki, kutlu ne, kutsuz ne?<br />
<br />
Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.<br />
Başımız da tek, aklımız da tek.<br />
Ne diye iki görür olup kalmışız<br />
İki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?<br />
<br />
Sen habire gevele dur bakalım,<br />
Habire 'Usul boylu birlik çam ağacı' de,<br />
Sonu nereye varır bunun, nereye?<br />
<br />
Şu beş duyudan, altı yönden<br />
Varını yoğunu birliğe çek, birliğe.<br />
Kendine gel, benlikten çık, uzak dur,<br />
İnsanlara katıl, insanlara,<br />
İnsanlarla bir ol.<br />
İnsanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz.<br />
Kendinde kaldın mı bir damlasın, bir dane.<br />
<br />
Erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini.<br />
Köpek köpekliğini ede durur, köpekliğini.<br />
Tertemiz can canlığını işler, canlığını.<br />
Beden de bedenliğini yapar, bedenliğini.<br />
<br />
Ama sen canı da bir bil, bedeni de,<br />
Yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine,<br />
Hani bademler gibi, bademler gibi.<br />
Ama hepsindeki yağ bir.<br />
<br />
Dünyada nice diller var, nice diller,<br />
Ama hepsin de anlam bir.<br />
Sen kapları, testileri hele bir kır,<br />
Sular nasıl bir yol tutar, gider.<br />
Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,<br />
Can nasıl koşar, bunu canlara iletir.<br />
<br />
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ<hr />
BİR GECECİK<br />
<br />
Bir gececik uyuma, ne olur.<br />
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.<br />
Bir gececik dostların gönlü olsun,<br />
ne olur sabahı et bir gececik.<br />
<br />
Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun,<br />
kör olsun şeytan bir gececik.<br />
Dünyayı güzel kokular sarsın bütün.<br />
Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara.<br />
Sofrandakiler dirilsin bir gececik.<br />
<br />
Bir gececik uyuma, ne olur.<br />
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.<br />
Bir gececik ata bin, meydana gel.<br />
Gönüller bir gececik rahat olsun,<br />
göğüsler meydana dönsün bir gececik.<br />
<br />
Yeniler giyinelim biz kulların.<br />
Musa gibi sen bir sopa al eline.<br />
Sopa bir anda elinde yılan olsun.<br />
Süleyman gibi sen karıncaların yanına var.<br />
Karıncalar bir anda birer Süleyman olsun.<br />
<br />
Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<hr />
BU AYRILIK <br />
<br />
Kusuruma bakmayın benim, dostlar,<br />
bağışlayın beni.<br />
Ben davullara, bayraklara aldırmayan<br />
bir padişahın yoluna düşmüşüm,<br />
deli divane olmuşum.<br />
Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,<br />
çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.<br />
Ama yok da sayılmam hani,<br />
var olan bir şeyim ben.<br />
<br />
Haydi ben bensiz geleyim,<br />
sen sensiz gel.<br />
Ne varsa şu ırmağın içinde var,<br />
soyunalım iki can,<br />
dalalım şu ırmağa, hadi.<br />
Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,<br />
bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.<br />
<br />
Bu ırmakta ne ölmek var bize,<br />
bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert.<br />
Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,<br />
bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret.<br />
<br />
Durma, çabuk gel, gelmem deme.<br />
Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır, dostum,<br />
senin şânına sadece gelmek yaraşır.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<hr />
DEMEDİM Mİ?<br />
<br />
Oraya gitme demedim mi sana,<br />
seni yalnız ben tanırım demedim mi?<br />
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?<br />
<br />
Bir gün kızsan bana,<br />
alsan başını,<br />
yüz bin yıllık yere gitsen,<br />
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?<br />
<br />
Demedim mi şu görünene razı olma,<br />
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,<br />
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?<br />
<br />
Ben bir denizim demedim mi sana?<br />
Sen bir balıksın demedim mi?<br />
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,<br />
senin duru denizin ben'im demedim mi?<br />
<br />
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?<br />
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,<br />
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?<br />
<br />
Demedim mi yolunu vururlar senin,<br />
demedim mi soğuturlar seni.<br />
Oysa senin ateşin ben'im,<br />
sıcaklığın ben'im demedim mi?<br />
<br />
Türlü şeyler derler sana demedim mi?<br />
Kötü huylar edinirsin demedim mi?<br />
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?<br />
Yani beni kaybedersin demedim mi?<br />
<br />
Söyle, bunları sana hep demedim mi?<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<br />
<br />
DENİZLERİN ÜZERİNDE<br />
<br />
Pek acayip bir şey bu:<br />
Güz mevsiminde olduğumuz halde<br />
birdenbire güneş koç burcuna girdi baktım.<br />
Baktım birden bire ilkbahar oldu.<br />
Birdenbire kaynadı kanım.<br />
Nerdeyse hani<br />
bulanıp kanıma<br />
bir deve gibi köpürecek,<br />
bir deve gibi oynamaya başlayacağım.<br />
<br />
Bir uzaklaşıp bir yakınlaşması kan dalgalarının.<br />
Kendisinden geçmiş insanla dolu bir ova.<br />
Ölümsüz gözle görülmez bir içki âlemi.<br />
<br />
Baktım birdenbire canlandı ölü.<br />
İhtiyarlar baktım genç oluverdi.<br />
Baktım bakırlar kesildi som altın.<br />
Daha iyisi geldi yerine,<br />
daha güzeli geldi baktım,<br />
şehrimizden ayrılanın.<br />
<br />
İçki, eğlence, tad sarmış şehrimizi.<br />
Elinde bir kadeh var her sarhoşun.<br />
Kimi doymuş, rahat, kendinde,<br />
İçkiye doğru koşmakta kimi.<br />
Gürül gürül süt ırmağı bir yanda,<br />
bir yanda gürül gürül bal nehri.<br />
<br />
Pek acayip bir şey bu:<br />
Bir şehirde padişah bir tane olurdu.<br />
gökyüzünde ay bir tane.<br />
Bu şehir padişahlarla dolu,<br />
gökyüzü aylarla, zuhallerle.<br />
<br />
Sen haydi koş var git hekimlere,<br />
orda işiniz yok de sizin.<br />
Orda ne dermansızlık, ne dert var,de.<br />
Orda ne gam, ne kasvet var, de.<br />
Orda ne kadı, ne vali.<br />
Ne bey, ne beyin vergicisi.<br />
<br />
Davalar, düşmanlıklar, kavgalar zaten<br />
denizlerin üzerinde hiç bir zaman yürüyemedi.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<br />
<br />
<br />
DUY ŞİKAYET ETMEDE HER AN BU NEY <br />
<br />
Duy şikayet etmede her an bu ney,<br />
Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.<br />
<br />
Der ki feryadım kamışlıktan gelir,<br />
Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.<br />
<br />
Ayrılıktan parçalanmış bir yürek<br />
İsterim ben, derdimi dökmem gerek.<br />
<br />
Kim ki aslından ayırmış canını,<br />
Öyle bekler, öyle vuslat anını.<br />
<br />
Ağladım her yerde hep ah eyledim,<br />
Gördüğüm her kul için dostum dedim.<br />
<br />
Herkesin zannında dost oldum ama,<br />
Kimse talip olmadı esrarıma.<br />
<br />
Hiç değil feryadıma sırrım uzak,<br />
Nerde bir göz, nerde bir candan kulak?<br />
<br />
Aynadır ten can için, can ten için,<br />
Lakin olmaz can gözü her kimsenin.<br />
<br />
Ney sesi tekmil hava oldu ateş,<br />
Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!<br />
<br />
Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e,<br />
Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e.<br />
<br />
Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem,<br />
Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.<br />
<br />
Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal,<br />
Hem verir Mecnunun aşkından misal.<br />
<br />
Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var,<br />
Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?<br />
<br />
Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile,<br />
Tek kulaktır müşteri, ancak dile.<br />
<br />
Gam dolu günler zaman hep aynı hal,<br />
Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal.<br />
<br />
Gün geçer yok korkumuz, her şey masal,<br />
Ey temizlik örneği sen gitme, kal!<br />
<br />
Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan,<br />
Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can.<br />
<br />
Olgunun halinden ah, anlar mı ham?<br />
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<br />
<br />
DUYDUM Kİ BİZİ BIRAKMAYA<br />
<br />
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme<br />
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme<br />
<br />
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı<br />
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme<br />
<br />
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru<br />
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme<br />
<br />
Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için<br />
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme<br />
<br />
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi<br />
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme<br />
<br />
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan<br />
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme<br />
<br />
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan<br />
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme<br />
<br />
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer<br />
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme<br />
<br />
Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi<br />
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme<br />
<br />
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize<br />
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme<br />
<br />
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle<br />
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme<br />
<br />
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı<br />
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme<br />
<br />
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil<br />
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme<br />
<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ<hr />
HAPİSTELER AMA <br />
<br />
Yürü, can gözünü aç,<br />
şu âşıklara bir bak hele:<br />
Nasıl sarmaşdolaş, gönül gibi bir şey olmuşlar,<br />
nasıl gelmişler can gibi<br />
elsiz, ayaksız hale.<br />
<br />
Bahçeden daha güler yüzlü onlar,<br />
gülden daha güler yüzlü.<br />
bilgiden daha doğru,<br />
akıldan daha hünerli,<br />
serviden daha hür.<br />
Ölmezlik suyundan daha arı, duru.<br />
<br />
Hep zerreler gibi hovardalar.<br />
Güneş onlara kaftan.<br />
Balçığa ayak basmışlar,<br />
baş komuşlar gönül dizine.<br />
Kanların üzerinden geçmişler,<br />
kan denizlerin dalgaları arasından.<br />
Etekleri gene tertemiz;<br />
bir şey bulaşmadan eteklerine.<br />
<br />
Diken içindeler,<br />
ama gül gibiler.<br />
Hapisteler,<br />
ama şarap gibiler.<br />
Balçık içindeler,<br />
ama gönül gibiler.<br />
Gece içindeler,<br />
ama sabah gibiler.<br />
<br />
Sen onların şarabını bir iç de gör:<br />
Naıl birdenbire ferah olur, aydınlanır yüreğin,<br />
birdenbire nasıl unutulur her şey,<br />
nasıl birdenbire gözlerinin içi güler.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
HATIRLA AMA <br />
<br />
Bir tatlı ömür gibi gitmeye niyetlendin,<br />
ayrılık atına eyer vurdun inadına.<br />
Ama bizi unutma, hatırla ama.<br />
<br />
Sana temiz dostlar, iyi dostlar, bağdaş dostlar<br />
yeryüzünde de var. gökyüzünde de var.<br />
Eski dostla ettiğin yemini, hatırla ama.<br />
<br />
Sen her gece ay değirmisini<br />
başına yastık edince yollarda,<br />
dizimde yattığın geceleri hatırla ama.<br />
Sen ey, hüsrev'i kendine kul,<br />
Şirin gibi bir nice güzeli esir eden,<br />
aşkının ateşiyle tıpkı Ferhat gibi benim<br />
ayrılık dağını delmede olduğumu, hatırla ama.<br />
<br />
Bir deniz kesilen gözlerimin kıyısında<br />
bir aşk ovasını görmüştün hani;<br />
sarfan dallarıyla, ağustos gülleriyle sarmaşdolaş.<br />
Bunu unutma, hatırla ama.<br />
<br />
Ey Tebrizli Şems,<br />
dinim aşktır benim, senin yüzünü gördüm göreli,<br />
benim dinim senin yüzünde övünür, ey sevgili.<br />
Bunu unutma, hatırla ama.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
HEP O <br />
<br />
Aşk geldi, kan gibi<br />
Damarlarıma derime doldu.<br />
Beni benden aldı,<br />
Varlığımı sevgiliye doldurdu.<br />
Kısaca;<br />
Bana benden kalan bir ad;<br />
Ancak ötesi hep o...<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
HERGÜN BİR YERDEN GÖÇMEK <br />
<br />
Her gün bir yerden göçmek<br />
Ne iyi<br />
<br />
Her gün bir yere<br />
Konmak ne güzel<br />
Bulanmadan, donmadan<br />
Akmak ne hoş<br />
<br />
Dünle beraber<br />
Gitti cancağızım<br />
<br />
Ne kadar söz varsa<br />
Düne ait<br />
Şimdi yeni şeyler<br />
Söylemek lazım<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
İSYAN ETMİŞİM<br />
<br />
Aya öfkelenmişim ben,<br />
işte böyle kapkaranlık bir gece olmuşum.<br />
Padişaha kızmışım,<br />
çırılçıplak bir yoksul olmuşum.<br />
<br />
Güzeller sıltanı gel demiş,<br />
evine çağırmış beni.<br />
Ben bir yolunu bulmuşum,<br />
yola baş kaldırmışım.<br />
<br />
Sevgilim baş çeker, naz ederse,<br />
gamlara atar, kararsız korsa beni,<br />
bir kez olsun ah demem, inad için.<br />
Ah'a da kızmışım ben.<br />
<br />
Bir bakarsın altınla aldatırlar beni o.<br />
Bir bakarsın şanla şerefle aldatırlar beni.<br />
Oysa altın falan istemiş değilim ondan,<br />
şanla şerefe hele çoktan boş vermişim.<br />
<br />
Ben bir demirim,<br />
mıknatıstan kaçıyorum.<br />
Bir saman çöpüyüm ben,<br />
mıknatıslara yan çizmişim.<br />
<br />
Ben öyle bir zerreyim ki,<br />
bütün âleme isyan etmişim.<br />
Havaya, toprağa isyan etmişim,<br />
Ateşe, suya isyan etmişim.<br />
Altı yöne isyan etmişim.<br />
Beş duyuya isyan etmişim.<br />
<br />
Hava, toprak, ateş, su da neymiş ki,<br />
altı yön de neymiş,<br />
beş duyu da ne.<br />
Benim için hiç bir şey umurumda değil.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
KARDEŞİM <br />
<br />
Kardeşim sen düşünceden ibaretsin,<br />
Geriye kalan et ve kemiksin,<br />
Gül düşünür gülüstan olursun,<br />
Diken düşünür dikenlik olursun.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
KENDİME YEDİREMEM<br />
<br />
Düşman saçmasapan lâflar eder,<br />
duyar can kulağım.<br />
Benim için kötü şeyler düşünür,<br />
görür can gözüm.<br />
Üzerime köpeğini salar,<br />
ısırır köpek ayağımı,<br />
çok acılar çekerim, çok acılar.<br />
Köpek değilim, onu ısıramam,<br />
ısırırım dudağımı.<br />
<br />
Büyük kişilerin sırlarına ortağım,<br />
gene de na şu kadar övünemem.<br />
Bütün ayıplar bende ama,<br />
ne yapıp yapmalı,<br />
ulaşmalı dostlara,<br />
geride kalmayı kendime yediremem.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
O GELİYOR O <br />
<br />
yollara sular dökün,<br />
bahçelere müjdeler edin,<br />
bahar kokuları geliyor,<br />
o geliyor, o<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Yol verin, açılın, savulun.<br />
Beri durun, beri.<br />
Yüzü apaydınlık, akpak,<br />
bastığı yeri ardında gündüzler gibi bırakarak<br />
O geliyor, o.<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Gökler yeryüzünü kapladı, örttü bir anda.<br />
Bir anda dört yanı misk gibi bir koku sardı.<br />
Bir anda bir velvele, bir kıyamet koptu cihanda.<br />
O geliyor, o.<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Bir anda can geldi bağlara, bağlar ışıdı.<br />
Bir anda açıldı baktı bağlara gözler.<br />
Bir anda bizde ne gam kaldı, ne dert kaldı, ne keder.<br />
O geliyor, o.<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Yayından fırladı ok.<br />
Hedefe ha vardı, ha varacak.<br />
Bahçeler selama durdu.<br />
Selviler ayağa kalktı.<br />
Çayır çimen yollara düştü.<br />
İşte konca, ata binmiş geliyor.<br />
Biz ne duruyoruz,<br />
O geliyor, o.<br />
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.<br />
<br />
Sen bizim yöremize gelirsen göreceksin, ey şems,<br />
Huyumuz sadece susmak olmuş bizim, susmak.<br />
Senin güzel gözlerinçin işte canım pusuda.<br />
Rahatım kaçtı benim,<br />
geceleri uykum kalmadı gitti ama,<br />
bak işte o güzel günler yola çıkmış geliyor.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
O KAPIYI KAPA <br />
<br />
O kapıyı kapa.<br />
Gayret kemerini kuşan.<br />
Bize can şarabını sun.<br />
Bu meyhaneye aşık kişileriz biz,<br />
hem çok uzaklardan geliyoruz bak,<br />
çok uzaklardan.<br />
<br />
O kapıyı kapa.<br />
gel sen asıl bizi gör,<br />
gör halimizi, acı.<br />
Bir başka kapı aç,<br />
işte na şurda,<br />
bir gizli kapı.<br />
Bir büyük sağrak bul getir bize.<br />
Sonra doldur şarabı<br />
eski dostluğumuzun şerefine.<br />
O kapıyı kapa.<br />
Gel bizi yıka, arıt.<br />
<br />
Hani bir gün, bilmem unuttun mu,<br />
biz hepimiz uykudaydık.<br />
Sen bir tekme atmıştın bize,<br />
derken bir, bir daha.<br />
Sıçramış uyanmıştık uykudan.<br />
Oturup şarap içmiştik sonra.<br />
Şarap başımıza vurmuştu<br />
O zaman olmuştu işte ne olduysa.<br />
<br />
Denizleri yüksük gibi gören timsahlarız artık,<br />
tirit, mercimek, aş erleri değil.<br />
Haydi inadı falan bırak,<br />
inadı bırak da kendine gel,<br />
bize şarap ver, şarap.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN <br />
<br />
Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.<br />
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.<br />
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.<br />
Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.<br />
Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.<br />
Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
SU DEDİ Kİ <br />
<br />
Gönül buğday tanesine benziyor,<br />
bizse değirmene.<br />
Değirmen nereden bilecek<br />
bu dönüşün sebebi ne?<br />
<br />
Değirmen taşına benziyor beden,<br />
düşünce ce kaygı, suyu.<br />
Su kulak kabarttı, dinledi,<br />
taş başından geçeni söyledi durdu.<br />
<br />
Su der ki:<br />
Değirmencidir suyu ark'a döken,<br />
ona sor sen bu işi.<br />
Ey ekmek yiyen, der sana değirmenci,<br />
ekmekçi dediğin de kim oluyor<br />
bu değirmen bir dönmedi mi?<br />
<br />
Başından geçenler uzar gider,<br />
gelmez sonu bir türlü.<br />
Yücelik sayesinde bilgi değirmeni<br />
bir hayli tane övüttü.<br />
Söylesin sana, ona sor.<br />
<br />
Tebrizli Şems devlet kuşu,<br />
padişahın kutluluk göğünde<br />
yücelere doğru<br />
uçuyor da uçuyor.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
ŞİAR EDİNDİK <br />
<br />
Bu dünyada ne kimseye uymuşluğumuz var,<br />
ne şu atlas kubbe altında ev kurmuşluğumuz.<br />
Biz susuz kalmışız,<br />
içtikçe içiyoruz.<br />
Güzel bir sarhoşluğumuz var,<br />
güzel, hiç doymayan.<br />
Rahmet denizinin dalgasıdır bu;<br />
bir saman çöpünden başka bir şey değildir<br />
bu dalganın üstünde düşman.<br />
<br />
Aşşağılık kişinin peşine düşmemeyi şiar edindik biz.<br />
Gönül dalgasını bırakmamayı şiar edindik.<br />
Şu yokluk yurdunda<br />
Nuh veHalil gibi,<br />
ölmezlik denen yerde aşk çardağı kurmak varken,<br />
burnu büyük Âd ve Smud gibi köşkler kurmamayı,<br />
Kafdağı'nda avlanmak duruken<br />
Gerkes gibi leş avlamamayı,<br />
iyi yürekli, tertemiz dostları bırakıp<br />
kahpeleri aldatan dev'e yönelmemeyi,<br />
şu kara toprağa<br />
meyvası cefa olan fidanı dikmemeyi,<br />
kafiye de, şiir de önem vermemeyi,<br />
bizden olmayan şeylere pek aldırış etmemeyi<br />
şiar edindik.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
VAR OLANLAR GELİYOR<br />
<br />
Sarhoşlar göründü.<br />
Şaraba tapanlar bir bir gelmeye başladılar.<br />
Güzeller nazlı nazlı yollara düştü.<br />
Salına salına gül bahçesinden gül yanaklılar geliyor.<br />
<br />
Bir anda hem var olan, hem yok olan,<br />
bir anda değişen, yenilenen şu dünyadan<br />
yoklar bir bir çekip gittiler.<br />
Var olanlar geliyor.<br />
<br />
Eteklerini altınla doldurmuşlar.<br />
Som altın kesilmişler.<br />
Darda olanlara verecekler.<br />
<br />
Hastalar, yorgunlar, arıklar<br />
iyileşmişler, kanlanmışlar, canlanmışlar,<br />
aşk yaylâsından geliyorlar.<br />
<br />
İyi insanların şarkıları<br />
ta yukarlardan aşağılara<br />
güneşin ışıkları gibi iniyor.<br />
İyi insanlar yağmur demiyor, kar demiyor,<br />
ortalık kış kıyamet,<br />
kolları sıvamışlar,<br />
taze taze meyveleri yetiştiriyorlar.<br />
<br />
Ben sustum.<br />
Sofra kuruldu.<br />
Onlar bir gül bahçesinden yola çıktı,<br />
bir gül bahçesine doğru.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
VERDİM CANIMI GİTTİ<br />
<br />
Nerde bir topluluk görürsen, tellal,<br />
hiç durma, bağır:<br />
Kaçan bir kul gördünüz mü ey insanlar, de,<br />
tertemiz kokan bir kul gördünüz mü,<br />
ay parçası bir yüzü var,<br />
baştanbaşa fitne.<br />
<br />
Savaş vakti tez gider, de , tellal,<br />
barış vakti uysal olur, de.<br />
<br />
Nerde bir topluluk görürsen, tellal,<br />
hiç durma, bağır:<br />
İnce boylu, güler yüzlü, tatlı sözlü,<br />
tez canlı, çevik bir kul gördünüz mü?<br />
Sırtında bir al kaftan taşıyor.<br />
<br />
Kucağında bir rebap, elinde bir yay var, de , tellal,<br />
Çaldığı hep güzel, hep sıcak havalar, de.<br />
<br />
Nerede bir topluluk görürsen, tellal,<br />
hiç durma, bağır:<br />
Onun bağından bir meyva devşiren var mı ey insanlar, de,<br />
onun gül bahçesinden bir demet gül deren var mı?<br />
<br />
İş ki çıksın bir habercik getirsin biri ondan bana, tellal<br />
çıksın biri ondan bana bir şeyler desin iş ki,<br />
söyle, verdim canımı ona gitti, telal,<br />
verdim ona gitti.<br />
<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
YERLİ YERLİ YERLİ YERLİ <br />
<br />
Yine gel sen dinle benden<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
Hep Çalarım ten ten tenen<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
<br />
Yerla ve yerlem yerlela<br />
Yerla ve terlem terlela<br />
Bir söz söyle sessiz durma<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
<br />
İçki sunan sun içkiyi<br />
Çalgı çalan çal şu neyi<br />
Söyle telala talela<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
<br />
Ten ten tenen ten ten tenen<br />
Söylenirsin kuş gibi sen<br />
Uveys gibi ender Karen<br />
Yerli yerli yerli yerli<br />
<br />
Şems gibi kendini sustur<br />
Git kinden kibirden kurtul<br />
Şems-i Tebrizi'yle otur<br />
Yerli yerli yerli yerli<hr />
GEL<br />
<br />
Gene gel, gene.<br />
Ne olursan ol, ister kafir ol,<br />
İster ateşe tap, ister puta,<br />
İster yüz kere tövbe etmiş ol,<br />
ister yüz kere bozmuş ol tövbeni...<br />
Umutsuzluk kapısı değil bu kapı,<br />
Nasılsan,<br />
Öyle gel...<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
GELİN DE BİZİ GÖRÜN <br />
<br />
Ey aşıklar, gelin bakın,<br />
gelin bakın, ey iş erleri.<br />
Gelin de bizi görün işte.<br />
Bakın nasıl yıldızlar gibi ateş kesilmişiz,<br />
ayın yöresinde bütün gece nasıl oynayıp dönmeye koyulmuşuz.<br />
Güneşimiz gideli ortaya nasıl çıkmışız işte bakın.<br />
Bakın nasıl anadan doğma çırılçıplak olmuşuz,<br />
nasıl başıboş olmuşuz bakın.<br />
<br />
Ey aşıklar, gelin,<br />
gelin ey iş erleri,<br />
şarabın en tatlısı burada işte bakın,<br />
işte burada şarabın en iyisi,<br />
işte burada yıllanmışı şarabın.<br />
<br />
Tanyeri ağarınca her gün,<br />
güzeller sıltanımız çağırır, haydi der,<br />
ey çaresizler der, gelin,<br />
aşıklara derman olan biziz asıl,<br />
aşıklara bizi asıl tek çare, der.<br />
<br />
Turdağı o şarabı içti.<br />
Körkandil şarhoş oldu.<br />
Turdağı kendinden geçti.<br />
Bizim elimizden ne gelir,<br />
biz demirden dağ değiliz ki!<br />
<br />
Gökyüzünde, harman yerinde,<br />
yanan yıldızlarız ama,<br />
kesilsek dilim dilim,<br />
bölünsek parça parça,<br />
olsak arpa gibi, tane tane,<br />
gene de söz açamayız sırdan yana,<br />
veremeyiz ondan bir zerre bile.<br />
<br />
Diyorlar aşk deli.<br />
Ama biz zırdeliyiz.<br />
Diyorlar kötülüğe götürür insanı insanın içi.<br />
Ama biz o iç'e emrederiz<br />
<br />
Tek bir aşka tutulmuşuz yani,<br />
yani senin aşkına tutulmuşuz.<br />
Sen bir kez daha şu yolculuktan dön gel,<br />
gel Allah aşkına bir gör halimizi.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
GİTTİN <br />
<br />
Buradan bir nice acıyla, özlemle gittin,<br />
sonra yalvardın yakardın amma<br />
eline düşmüştün bir kere kaderin,<br />
ne fayda sevgili, ne fayda.<br />
<br />
Her yanda çareler aradın kendine,<br />
olmadık şeyler yaptın her yanda.<br />
Bulamadın bir çare, sonunda gittin,<br />
ne fayda sevgili, ne fayda.<br />
<br />
Kucağın güllerle doluydu senin,<br />
ayın öndördü bir yüzün vardı .<br />
Kopup halkasından dostlar meclisinin,<br />
o aşağılık, o bayağı yere sen,<br />
o karıncaların, yılanların yanına<br />
ne oldu, nasıl oldu da gittin?<br />
<br />
Nerde hani o cânım sözlerin şimdi?<br />
Nerde hani o sırları çözen akıl?<br />
Nerde hani gül bahçesine giden ayak?<br />
Elimizi tutan el nerde hani?<br />
<br />
Hoştun, güzeldin, eşin yoktu senin,<br />
insanları hemen elde ederdin.<br />
Ama kalktın çıktın bir uzun yolculuğa,<br />
insanları yiyen toprağa gittin.<br />
<br />
Ağlaya inleye sen gittin ama,<br />
gökler de arkandan durmadı ağladı.<br />
Parça parça etti yüzünü ay.<br />
Gönlüm arkandan kan bağladı.<br />
<br />
Şimdi ne edeyim, kime sorayım seni?<br />
İyi insanlar arasında mısın orda?<br />
Yani dostlar meclisinde mi?<br />
Yoksa bir kenarda boynun bükük mü kaldın?<br />
<br />
Öyle bir yere gittin ki bu sefer,<br />
izinin tozu bile belli değil.<br />
Ne kadar da kanlıymış gittiğin yol!<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
GÜNEŞE KULUM BEN <br />
<br />
Mademki ben güneşe kulum,<br />
güneşten söz açmalıyım size.<br />
Mademki gece değilim ben,<br />
mademki karanlığa tapmıyorum,<br />
düşten dem vurmak nafile.<br />
<br />
Mademki tıpkı güneşe benziyorum,<br />
elimi eteğimi çekmeliyim üzerinden<br />
ferah, mâmur olan yerin.<br />
Mademki tıpkı güneşe benziyorum,<br />
doğmalıyım ortasında harabelerin.<br />
<br />
Gerçi bugün bir kuru elmayım,<br />
ama değerim ağacımdan çok.<br />
Gerçi sarhoşum, yıkılmışım ama<br />
doğru lâf etmedeyim,<br />
erkekçe konuşmadayım.<br />
<br />
Benim gönlümün kokusu<br />
yöresindeki topraktan gelir.<br />
Ben o topraktan utanırım da<br />
nedense bir tek söz söyleyemem<br />
suya dair.<br />
<br />
Güzel yüzünden kaldır perdeni,<br />
böyle konuşmayı yakıştırma bana.<br />
Taş gibi kaskatıysa senin kalbin,<br />
bak benim kalbim yanmış, ateş haline gelmiş.<br />
Bir iyilik eder, şişeyi alırsan eline,<br />
bir de bakacaksın ki kadehle şarap bende dile gelmiş.<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ <br />
<br />
HANGİSİYİM BEN<br />
<br />
Şu insanlardan hangisi ben'im?<br />
Hele sen şu kavgayı, gürültüyü dinle,<br />
ağzıma, sözüme kulak asma.<br />
Hem sen beni elden çıktı bil.<br />
Yoluma kadeh madeh koyayım da deme.<br />
Önüme ne çıkarsa tuzla buz ederim.<br />
<br />
Hem ben tıpatıp sana benzerim.<br />
Ağlarsan ağlarım,<br />
gülersen gülerim.<br />
Asıl sen vardın ortada,<br />
ben senin elinde bir ayna.<br />
Sen yeşillikte bir ağaç,<br />
ben senin gölgen.<br />
<br />
Ben senin gôlgen olduktan sonra<br />
hemen gider kendime bir dost ararım<br />
kurmak için yanında çadırımı,<br />
ararım bir taze gül fidanı.<br />
<br />
Sonra sâkinin kapısına varır,<br />
vurur testimi kırarım.<br />
Sonra oturur bardak bardak içerim<br />
ciğerimden akan kanı<br />
<br />
MEVLANA CELALİDİN RUMİ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[...:::: Edebî-yâd:::...]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/Edeb%C3%AE-y%C3%A2d</link>
			<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 16:31:12 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/Edeb%C3%AE-y%C3%A2d</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://www.edebi-yad.com/" target="_blank">http://www.edebi-yad.com/</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://www.edebi-yad.com/" target="_blank">http://www.edebi-yad.com/</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BARAKMUSLU MEZARLIĞI (ÜSTADA SAYGIYLA:()ATTİLA İLHAN ŞİİRLERİ]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/BARAKMUSLU-MEZARLIGI-USTADA-SAYGIYLA-ATTILA-ILHAN-SIIRLERI</link>
			<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 02:50:38 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/BARAKMUSLU-MEZARLIGI-USTADA-SAYGIYLA-ATTILA-ILHAN-SIIRLERI</guid>
			<description><![CDATA[BARAKMUSLU MEZARLIĞI<br />
     <br />
Kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları<br />
Gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi<br />
Buğdaysız, çavdarsız kara ekmeğe benzersin<br />
Yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler<br />
Kalbin neden durmuş rüzgarı kesilmiş değirmen gibi<br />
Suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları<br />
Barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için<br />
Barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler<br />
Kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları<br />
Gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi<br />
Ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim<br />
Barakmuslu köyünden selamsız oğlu bekir<br />
Yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar<br />
Ben kendimi toprak bilirim, toprak beni baba bilir<br />
Benim köyümde avrat bile toprak gibi sevilir<br />
Ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim<br />
Nideyim bu mezarda babam yok, yalnız anam var<br />
Dedem yok bu mezarda, fukara ninem yatar<br />
Söyleyin dağlar-taşlar ben selamsız oğlu bekir<br />
İki gözüm iki ateş parçası, iki taş parçası iki elim<br />
Yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar<br />
Gece düşer, barakmuslu mezarlığı dirilir<br />
Barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler<br />
Bir giden bir daha dönmez, gitti gider<br />
Sen harami yusuf, her yaranda bir çiçek açmış<br />
Sen hasretlik şakir, mapuslarda ölen şakir<br />
Evladım kadir nasıldı o seni dağda mı vurdular?<br />
Ya hüsne gelin, yar yoluna serden geçmiş<br />
Fadimem, sıtmalar girdi kanına fadimem<br />
Barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu<br />
Barakmuslu mezarlığında koyun koyuna girdiler<br />
Bir giden bir daha dönmez, gitti gider<br />
Barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu<br />
İki elim kızıl kanda selamsız oğlu bekirim<br />
Hem babam hem dedem yad ellerde kurban oldu<br />
Herkesin kökü toprakta, bir ben köksüz gibiyim<br />
Şavkın yok, ateşin yok, sen nasıl gecesin hey gidi<br />
Gözün gönlün kararmış, tadın tuzun kalmamış<br />
Yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler<br />
Ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim<br />
Benim babam, benim dedem yad ellerde öldüler<br />
Bir giden bir daha dönmez, gitti gider<br />
<br />
Neylersin oğlum bekir, bak işte ben dedenim<br />
Benim mezarım yoktur dardanos şehitleri de<br />
Kül oldu yirmiüç baharım kıvırcık bir mart günü<br />
Başımı ayrı gömdüler, gövdemi ayrı gömdüler<br />
Ya gazi ya şehit diye geldik, şehit olduk<br />
İki gözümle gördüm topların ölüm tükürdüğünü<br />
Tövbeler olsun göklerin veremli gibi öksürdüğünü<br />
Neylersin oğlum bekir, şehitlik alın yazısı<br />
Nenim dedemin de trablustan geldi künyesi<br />
Biraderim ismail vurulmuş akar kanları<br />
Ah şipkanın balkanları, ah şipkanın balkanları<br />
Ninen köyde uyudu, biz gazada uyuduk<br />
Kırıldı kanadımız, kaldık çöllerde<br />
Ya gazi ya şehit diye geldik, şehit olduk<br />
<br />
Ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim<br />
Sakarya ığranıp gider, ben sakaryayı beklerim<br />
Selamsız duran çavuş barakmusludan<br />
Ah başıma gelenler, yapraklarım, gözlerim<br />
Ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim<br />
Benim mezarım yoktur, ben üçüncü taburdan<br />
Bir kahpenin kurşunu geldi, gelip ciğerimi deldi<br />
"At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır"<br />
Ben öldüm, selamsız çavuştan bir garip kavak kaldı<br />
Telli kavak, telli kavak ne uzarsın boyuna<br />
Suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları<br />
Söğüt yaprağı narin, gözlerim yanıyor gözlerim<br />
Kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları<br />
Ben ne inim, ne cinim siz kimsiniz? kimsiniz?<br />
Derviş gibi nerden gelip böyle nereye gittiniz?<br />
Barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için<br />
Benim dedem benim babam yad ellerde öldüler<br />
Yüreğimi zehir ettin sen nasıl gecesin hey gidi<br />
Kapkara, gözü yaşlı mezar taşına benzersin<br />
Yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler<br />
<br />
Ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim<br />
Yad elde ölmek istemem, dedem gibi babam gibi<br />
İki elim kızıl kanda, sekiz boğaz altıma bakar<br />
Ağlar mı şipkanın balkanları, ben ağlarım<br />
Babam duran çavuştan, kavak ağacından dilerim<br />
Telli kavak, amanın telli kavak derdime bir çare<br />
Yüreğimde bir yılan çöreklenmiş yatar<br />
Barakmuslu köyündenim, selamsız oğlu bekirim<br />
Ben bu köyde doğmuşum, bu köyde ölmek isterim<br />
                                         ATTİLA İLHAN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BARAKMUSLU MEZARLIĞI<br />
     <br />
Kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları<br />
Gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi<br />
Buğdaysız, çavdarsız kara ekmeğe benzersin<br />
Yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler<br />
Kalbin neden durmuş rüzgarı kesilmiş değirmen gibi<br />
Suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları<br />
Barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için<br />
Barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler<br />
Kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları<br />
Gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi<br />
Ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim<br />
Barakmuslu köyünden selamsız oğlu bekir<br />
Yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar<br />
Ben kendimi toprak bilirim, toprak beni baba bilir<br />
Benim köyümde avrat bile toprak gibi sevilir<br />
Ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim<br />
Nideyim bu mezarda babam yok, yalnız anam var<br />
Dedem yok bu mezarda, fukara ninem yatar<br />
Söyleyin dağlar-taşlar ben selamsız oğlu bekir<br />
İki gözüm iki ateş parçası, iki taş parçası iki elim<br />
Yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar<br />
Gece düşer, barakmuslu mezarlığı dirilir<br />
Barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler<br />
Bir giden bir daha dönmez, gitti gider<br />
Sen harami yusuf, her yaranda bir çiçek açmış<br />
Sen hasretlik şakir, mapuslarda ölen şakir<br />
Evladım kadir nasıldı o seni dağda mı vurdular?<br />
Ya hüsne gelin, yar yoluna serden geçmiş<br />
Fadimem, sıtmalar girdi kanına fadimem<br />
Barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu<br />
Barakmuslu mezarlığında koyun koyuna girdiler<br />
Bir giden bir daha dönmez, gitti gider<br />
Barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu<br />
İki elim kızıl kanda selamsız oğlu bekirim<br />
Hem babam hem dedem yad ellerde kurban oldu<br />
Herkesin kökü toprakta, bir ben köksüz gibiyim<br />
Şavkın yok, ateşin yok, sen nasıl gecesin hey gidi<br />
Gözün gönlün kararmış, tadın tuzun kalmamış<br />
Yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler<br />
Ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim<br />
Benim babam, benim dedem yad ellerde öldüler<br />
Bir giden bir daha dönmez, gitti gider<br />
<br />
Neylersin oğlum bekir, bak işte ben dedenim<br />
Benim mezarım yoktur dardanos şehitleri de<br />
Kül oldu yirmiüç baharım kıvırcık bir mart günü<br />
Başımı ayrı gömdüler, gövdemi ayrı gömdüler<br />
Ya gazi ya şehit diye geldik, şehit olduk<br />
İki gözümle gördüm topların ölüm tükürdüğünü<br />
Tövbeler olsun göklerin veremli gibi öksürdüğünü<br />
Neylersin oğlum bekir, şehitlik alın yazısı<br />
Nenim dedemin de trablustan geldi künyesi<br />
Biraderim ismail vurulmuş akar kanları<br />
Ah şipkanın balkanları, ah şipkanın balkanları<br />
Ninen köyde uyudu, biz gazada uyuduk<br />
Kırıldı kanadımız, kaldık çöllerde<br />
Ya gazi ya şehit diye geldik, şehit olduk<br />
<br />
Ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim<br />
Sakarya ığranıp gider, ben sakaryayı beklerim<br />
Selamsız duran çavuş barakmusludan<br />
Ah başıma gelenler, yapraklarım, gözlerim<br />
Ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim<br />
Benim mezarım yoktur, ben üçüncü taburdan<br />
Bir kahpenin kurşunu geldi, gelip ciğerimi deldi<br />
"At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır"<br />
Ben öldüm, selamsız çavuştan bir garip kavak kaldı<br />
Telli kavak, telli kavak ne uzarsın boyuna<br />
Suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları<br />
Söğüt yaprağı narin, gözlerim yanıyor gözlerim<br />
Kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları<br />
Ben ne inim, ne cinim siz kimsiniz? kimsiniz?<br />
Derviş gibi nerden gelip böyle nereye gittiniz?<br />
Barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için<br />
Benim dedem benim babam yad ellerde öldüler<br />
Yüreğimi zehir ettin sen nasıl gecesin hey gidi<br />
Kapkara, gözü yaşlı mezar taşına benzersin<br />
Yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler<br />
<br />
Ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim<br />
Yad elde ölmek istemem, dedem gibi babam gibi<br />
İki elim kızıl kanda, sekiz boğaz altıma bakar<br />
Ağlar mı şipkanın balkanları, ben ağlarım<br />
Babam duran çavuştan, kavak ağacından dilerim<br />
Telli kavak, amanın telli kavak derdime bir çare<br />
Yüreğimde bir yılan çöreklenmiş yatar<br />
Barakmuslu köyündenim, selamsız oğlu bekirim<br />
Ben bu köyde doğmuşum, bu köyde ölmek isterim<br />
                                         ATTİLA İLHAN]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BOŞ BEYAZ]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/BOS-BEYAZ</link>
			<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 00:18:46 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/BOS-BEYAZ</guid>
			<description><![CDATA[Komançi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Komançi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SELAM OLSUN]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/SELAM-OLSUN</link>
			<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 00:06:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/SELAM-OLSUN</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar cümleten selam ederim bana komançide derler delimsek bi kardeşinizim 'umalım olanlar hep iyi olsun yeni çağda mızrak çuvala girsin vergi versin ümük versin can versin verirler mi alırlar mı bellolmaz' <img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /> alıntıyı yanlış anlamazsınız umarım tek mısrada bırakmaya kıyamadım bir sohbet odanız varmı bilmiyorum tanışıcağız elbet şimdilik yunus emreden çalarak veda edelim 'biz bu elden gider olduk kalanlara selam olsun üstümüze hayır dua kılanlara selam olsun bilenler bilir bizi bilmeyene selam olsun ' herkese hayırlı hayat mesaileri dilerim saygılar....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar cümleten selam ederim bana komançide derler delimsek bi kardeşinizim 'umalım olanlar hep iyi olsun yeni çağda mızrak çuvala girsin vergi versin ümük versin can versin verirler mi alırlar mı bellolmaz' <img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /> alıntıyı yanlış anlamazsınız umarım tek mısrada bırakmaya kıyamadım bir sohbet odanız varmı bilmiyorum tanışıcağız elbet şimdilik yunus emreden çalarak veda edelim 'biz bu elden gider olduk kalanlara selam olsun üstümüze hayır dua kılanlara selam olsun bilenler bilir bizi bilmeyene selam olsun ' herkese hayırlı hayat mesaileri dilerim saygılar....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ömer karaoğlu --hadi ammar]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/omer-karaoglu-hadi-ammar</link>
			<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 18:46:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/omer-karaoglu-hadi-ammar</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://www.dailymotion.com/video/x5r37m_omer-karaoylu-hadi-ammar_music" target="_blank">http://www.dailymotion.com/video/x5r37m_...mmar_music</a><br />
   <span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;"><span style="color: #9400D3;">***<br />
<br />
Kudüs göklerinde kara bulutlar,<br />
Bulutlar içinde ışık saçarlar,<br />
Filistin’de küçük beyaz, beyaz yumruklar,<br />
Anne feryadları gökleri sarsar.<br />
<br />
***<br />
<br />
Hadi Ammar, hadi Ammar, durma at,<br />
Ebabiller sana kanat çırparlar.<br />
<br />
***<br />
<br />
Taşından büyük öfken bilenir,<br />
Yüreğin kadar sıkı avuçlarında.<br />
Süleyman seni seyreder sana güvenir,<br />
Mescid-i Aksa’nın kapılarında.<br />
<br />
***<br />
<br />
Hadi Ammar, hadi Ammar, durma at,<br />
Ebabiller sana kanat çırparlar.<br />
</span></div></span><hr />
<img src="http://i1001.hizliresim.com/2010/1/6/3053.jpg" border="0" alt="[Resim: 3053.jpg&#93;" /><span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;"><span style="color: #9400D3;">Peygamber Efendimiz (s.a.v) "Dua müminin silahıdır..."buyuruyor<br />
Dualarımız her zaman onlar için...Rabbim yardımcıları olsun....<br />
</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://www.dailymotion.com/video/x5r37m_omer-karaoylu-hadi-ammar_music" target="_blank">http://www.dailymotion.com/video/x5r37m_...mmar_music</a><br />
   <span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;"><span style="color: #9400D3;">***<br />
<br />
Kudüs göklerinde kara bulutlar,<br />
Bulutlar içinde ışık saçarlar,<br />
Filistin’de küçük beyaz, beyaz yumruklar,<br />
Anne feryadları gökleri sarsar.<br />
<br />
***<br />
<br />
Hadi Ammar, hadi Ammar, durma at,<br />
Ebabiller sana kanat çırparlar.<br />
<br />
***<br />
<br />
Taşından büyük öfken bilenir,<br />
Yüreğin kadar sıkı avuçlarında.<br />
Süleyman seni seyreder sana güvenir,<br />
Mescid-i Aksa’nın kapılarında.<br />
<br />
***<br />
<br />
Hadi Ammar, hadi Ammar, durma at,<br />
Ebabiller sana kanat çırparlar.<br />
</span></div></span><hr />
<img src="http://i1001.hizliresim.com/2010/1/6/3053.jpg" border="0" alt="[Resim: 3053.jpg]" /><span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;"><span style="color: #9400D3;">Peygamber Efendimiz (s.a.v) "Dua müminin silahıdır..."buyuruyor<br />
Dualarımız her zaman onlar için...Rabbim yardımcıları olsun....<br />
</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Yılbaşı Toplumsal Bir İsyandır!"]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/Yilbasi-Toplumsal-Bir-Isyandir</link>
			<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 15:40:13 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/Yilbasi-Toplumsal-Bir-Isyandir</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://i0912.hizliresim.com/2009/12/29/2201.jpg" border="0" alt="[Resim: 2201.jpg&#93;" /><div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;"><span style="color: #FF0000;">BİR DÜŞÜNÜN<br />
Gayrimüslim bir komşunuz var.<br />
adı agopyan olsun mesela.<br />
kurban bayramına sayılı günler kalmış...<br />
herkeste bir telaş,bir koşuşturmaca...<br />
ve siz,o gayrimüslim komşunuzu görüyorsunuz: <br />
bir koçun boynuzuna asılmış,<br />
çeke çeke evine götürüyor.<br />
NE DÜŞÜNÜRDÜNÜZ?<br />
Heralde bu adam müslüman oldu derdiniz değil mi?<br />
<br />
31 aralık gününü, 1 ocak gününe bağlayan gece yılbaşı gecesidir. <br />
yılbaşı kutlamaları denilincede eski yılın sona erip yeni yıla geçildiği <br />
31 aralık/1 ocak gecesi yapılan eğlence ve faaliyetler anlaşılır.<br />
ancak yılbaşı eğlenceleri, ilk bakışta yeniyıla girişin kutlamaları gibi<br />
gözükmekle birlikte bunun hristiyan batı'nın noel bayramıyla da <br />
yakın ilgisi bulunmaktadır.<br />
25 aralıkta başlayan ve yaklaşık bir hafta süreyle kutlanan noel<br />
noel ve yılbaşı, başta avrupa ve amerika kıtası ülkeleri olmak üzere <br />
dünyanın birçok yöresindeki hıristiyan topluluklarca kutlanmaktadır.<br />
Bu kökeni itibariyle tamamiyle dinsel bir bayramdır.Bu bayramın ve <br />
bayramla ilgili olarak yapılan adet ve törenlerin müslümanlarca <br />
benimseyip uygulanması ise dinsel ve kültürel bir yozlaşma olarak<br />
görülmeli; böylesi bir tutumun; kendi dini inançlarımızdan, değerlerimizden <br />
uzaklaşma ve başkalaşma sürecini hızlandırdığı, ve halkımıza-ülkemize yönelik <br />
hıristiyan misyonerliği içinde oldukça elverişli bir durum oluşturacağı <br />
gözden uzak tutulmamalıdır.<br />
<br />
Bir müslüman,yılbaşı eğlenceleri gibi küresl bir isyan yopluluğu içinde asla <br />
yer almamalı, bulunmamalıdır. müslüman, müslümanca yaşamalıdır.<br />
onun içim biz o gün erken yatalım, ibadeyimize daha düşküm olalım!<br />
namazımızı kıldıktan sonra hemen yatalım ve..."Ya rabbi! Bu kafirlerin <br />
bu cahillerin yaptığı ile benim hiçbir alakam yok!ben onlara hiç razı değilim<br />
onlar gibide yaşamadım ya rabbi!içimizden bir takım beyinsizlerin işlediği <br />
günah yüzünden, batıl işleyenlerin yüzünden bizi, hepimizi helek edecekmisin?"<br />
diye dua edelim! bol bol tövbe istiğfar edelim<br />
<br />
HAYAL KURUN<br />
Kendinizi gayrimüslim komşunuzun yerine koyun.<br />
yılbaşı yaklaşıyor<br />
müslüman komşularınızı izleyin.<br />
kuruyemişçilerin önünde kuyruk,<br />
eve nadir alınan meyveler, yemişler...<br />
çam ağacı süslemeleri,<br />
hediyeleşmeler, tebrikler<br />
<br />
NASIL GÖRÜNÜYORUZ?<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki"Kim bir millete benzerse oda onlardandır..."<br />
<br />
Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden.... <br />
Senin de destanını okuyalım ezberden... <br />
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden... <br />
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın? <br />
Fatihin istanbulu fethettiği yaştasın.! <br />
<br />
</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://i0912.hizliresim.com/2009/12/29/2201.jpg" border="0" alt="[Resim: 2201.jpg]" /><div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;"><span style="color: #FF0000;">BİR DÜŞÜNÜN<br />
Gayrimüslim bir komşunuz var.<br />
adı agopyan olsun mesela.<br />
kurban bayramına sayılı günler kalmış...<br />
herkeste bir telaş,bir koşuşturmaca...<br />
ve siz,o gayrimüslim komşunuzu görüyorsunuz: <br />
bir koçun boynuzuna asılmış,<br />
çeke çeke evine götürüyor.<br />
NE DÜŞÜNÜRDÜNÜZ?<br />
Heralde bu adam müslüman oldu derdiniz değil mi?<br />
<br />
31 aralık gününü, 1 ocak gününe bağlayan gece yılbaşı gecesidir. <br />
yılbaşı kutlamaları denilincede eski yılın sona erip yeni yıla geçildiği <br />
31 aralık/1 ocak gecesi yapılan eğlence ve faaliyetler anlaşılır.<br />
ancak yılbaşı eğlenceleri, ilk bakışta yeniyıla girişin kutlamaları gibi<br />
gözükmekle birlikte bunun hristiyan batı'nın noel bayramıyla da <br />
yakın ilgisi bulunmaktadır.<br />
25 aralıkta başlayan ve yaklaşık bir hafta süreyle kutlanan noel<br />
noel ve yılbaşı, başta avrupa ve amerika kıtası ülkeleri olmak üzere <br />
dünyanın birçok yöresindeki hıristiyan topluluklarca kutlanmaktadır.<br />
Bu kökeni itibariyle tamamiyle dinsel bir bayramdır.Bu bayramın ve <br />
bayramla ilgili olarak yapılan adet ve törenlerin müslümanlarca <br />
benimseyip uygulanması ise dinsel ve kültürel bir yozlaşma olarak<br />
görülmeli; böylesi bir tutumun; kendi dini inançlarımızdan, değerlerimizden <br />
uzaklaşma ve başkalaşma sürecini hızlandırdığı, ve halkımıza-ülkemize yönelik <br />
hıristiyan misyonerliği içinde oldukça elverişli bir durum oluşturacağı <br />
gözden uzak tutulmamalıdır.<br />
<br />
Bir müslüman,yılbaşı eğlenceleri gibi küresl bir isyan yopluluğu içinde asla <br />
yer almamalı, bulunmamalıdır. müslüman, müslümanca yaşamalıdır.<br />
onun içim biz o gün erken yatalım, ibadeyimize daha düşküm olalım!<br />
namazımızı kıldıktan sonra hemen yatalım ve..."Ya rabbi! Bu kafirlerin <br />
bu cahillerin yaptığı ile benim hiçbir alakam yok!ben onlara hiç razı değilim<br />
onlar gibide yaşamadım ya rabbi!içimizden bir takım beyinsizlerin işlediği <br />
günah yüzünden, batıl işleyenlerin yüzünden bizi, hepimizi helek edecekmisin?"<br />
diye dua edelim! bol bol tövbe istiğfar edelim<br />
<br />
HAYAL KURUN<br />
Kendinizi gayrimüslim komşunuzun yerine koyun.<br />
yılbaşı yaklaşıyor<br />
müslüman komşularınızı izleyin.<br />
kuruyemişçilerin önünde kuyruk,<br />
eve nadir alınan meyveler, yemişler...<br />
çam ağacı süslemeleri,<br />
hediyeleşmeler, tebrikler<br />
<br />
NASIL GÖRÜNÜYORUZ?<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki"Kim bir millete benzerse oda onlardandır..."<br />
<br />
Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden.... <br />
Senin de destanını okuyalım ezberden... <br />
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden... <br />
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın? <br />
Fatihin istanbulu fethettiği yaştasın.! <br />
<br />
</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[herkes radyoya]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/herkes-radyoya</link>
			<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 15:49:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/herkes-radyoya</guid>
			<description><![CDATA[duyduğum kadarıyla ibrahim sadrinin radyo turkuazda programı varmış kesin bir bilgi değil ama araştırıyorum inşallah doğrudur<hr />
<img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[duyduğum kadarıyla ibrahim sadrinin radyo turkuazda programı varmış kesin bir bilgi değil ama araştırıyorum inşallah doğrudur<hr />
<img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BEYAZ GÜL]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/BEYAZ-GUL</link>
			<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 23:29:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/BEYAZ-GUL</guid>
			<description><![CDATA[BEYAZ GÜL <br />
seni arıyorum kalabalık caddelerde, <br />
tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun.. <br />
perişan hayallerimin başladığı yerde, <br />
sana sesleniyorum, duyuyor musun? <br />
<br />
beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin.. <br />
ya o karanfil , baygın kokulu çiçek. <br />
gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin, <br />
anladım ki bu ömür sensiz geçmeyecek. <br />
<br />
odamı süsleyen ellerini uzat, <br />
hazzından dile gelsin bastığın halı.. <br />
açılsın sevincinden perdeler kat kat.. <br />
ışık ve ateş senin için yanmalı.. <br />
<br />
sonra çevir düğmesini, radyonun <br />
sevdiğin musiki dolsun odama, <br />
<span style="font-style: italic;">dinle şarkısını büyük koronun, <br />
beni düşün! beni düşün ağlama</span>..<br />
<br />
İçimden bir ses diyor ki sabret.. <br />
sonu gelecek bu yalnızlığın, <br />
bütün aynalar gülecek elbet, <br />
açılacak kapılar ansızın.. <br />
<br />
yalnız sen varsın beyaz gülüm, <br />
evde bahçede ve sokakta, <br />
bir eylül akşamı gördüğüm , <br />
o beyaz hayalsin uzakta.. <br />
<br />
yakınsın yalnızlık kadar, <br />
uzaksın yakınmış gibi, <br />
sensiz yaşadığım yıllar <br />
bu kadar güzel değildi. <br />
<br />
yeter.. gel artık yeter.. <br />
karanfiller açtı gel<br />
kış bahçesinde , güller <br />
beyaz güller açtı gel !! <br />
  <br />
<br />
<br />
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BEYAZ GÜL <br />
seni arıyorum kalabalık caddelerde, <br />
tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun.. <br />
perişan hayallerimin başladığı yerde, <br />
sana sesleniyorum, duyuyor musun? <br />
<br />
beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin.. <br />
ya o karanfil , baygın kokulu çiçek. <br />
gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin, <br />
anladım ki bu ömür sensiz geçmeyecek. <br />
<br />
odamı süsleyen ellerini uzat, <br />
hazzından dile gelsin bastığın halı.. <br />
açılsın sevincinden perdeler kat kat.. <br />
ışık ve ateş senin için yanmalı.. <br />
<br />
sonra çevir düğmesini, radyonun <br />
sevdiğin musiki dolsun odama, <br />
<span style="font-style: italic;">dinle şarkısını büyük koronun, <br />
beni düşün! beni düşün ağlama</span>..<br />
<br />
İçimden bir ses diyor ki sabret.. <br />
sonu gelecek bu yalnızlığın, <br />
bütün aynalar gülecek elbet, <br />
açılacak kapılar ansızın.. <br />
<br />
yalnız sen varsın beyaz gülüm, <br />
evde bahçede ve sokakta, <br />
bir eylül akşamı gördüğüm , <br />
o beyaz hayalsin uzakta.. <br />
<br />
yakınsın yalnızlık kadar, <br />
uzaksın yakınmış gibi, <br />
sensiz yaşadığım yıllar <br />
bu kadar güzel değildi. <br />
<br />
yeter.. gel artık yeter.. <br />
karanfiller açtı gel<br />
kış bahçesinde , güller <br />
beyaz güller açtı gel !! <br />
  <br />
<br />
<br />
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Herkese güzel bir selam]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/Herkese-guzel-bir-selam</link>
			<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 00:46:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/Herkese-guzel-bir-selam</guid>
			<description><![CDATA[Biraz geç oldu ama selamım bu mübarek günde kısmet oldu.2 iş ile birlikte uğraştığım için pek vaktim olmuyor ama bundan sonra daha fazla zaman ayırmaya çalışırım inşallah.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Biraz geç oldu ama selamım bu mübarek günde kısmet oldu.2 iş ile birlikte uğraştığım için pek vaktim olmuyor ama bundan sonra daha fazla zaman ayırmaya çalışırım inşallah.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/BAYRAMINIZ-MUBAREK-OLSUN--367</link>
			<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 00:24:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/BAYRAMINIZ-MUBAREK-OLSUN--367</guid>
			<description><![CDATA[Geldik işte bunlar ellerimiz <br />
Bunlarda ellerimizin büyük boşluğu <br />
Beş duygum harab, altı yönüm harab <br />
On parmağımda on acı Ya Rab <br />
Denize dalan bir testi nasıl tahammül etsin suya <br />
Fırlattın beni dünyaya <br />
Yeniden al kucağına, çağır beni yeniden <br />
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma <br />
Büyük bir kapının önünde bir karınca vurmuş kapıyı bekliyor <br />
Kapı açılacak yoksa niye var <br />
Rahmet örtecek günahı <br />
Geride kalacak gazabın adımları <br />
Duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları <br />
Sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz <br />
Görüneceksin durmadan kendimizden geçeceğiz <br />
Görüneceksin her şeyimizle sana göçeceğiz <br />
<br />
Başımız yerde <br />
Açtık elimizi sevgilinle birlikte <br />
Bize bak çekip çıkalım uçurumlardan <br />
Bize bak çıkalım dünyanın bütün kulluklarından <br />
Parçansak al bizi bir daha ayırma evinde uyuyalım <br />
Yabancıysak dost ol bize senden ayrılmayalım <br />
Elimiz açık başımız ve ruhumuz secdede durmuş bekliyoruz <br />
Sevdiklerin aşkına sevenlerin aşkına <br />
İnşirah inşirah inşirah <br />
Ayetİn değil miyiz senin Ya Allah]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Geldik işte bunlar ellerimiz <br />
Bunlarda ellerimizin büyük boşluğu <br />
Beş duygum harab, altı yönüm harab <br />
On parmağımda on acı Ya Rab <br />
Denize dalan bir testi nasıl tahammül etsin suya <br />
Fırlattın beni dünyaya <br />
Yeniden al kucağına, çağır beni yeniden <br />
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma <br />
Büyük bir kapının önünde bir karınca vurmuş kapıyı bekliyor <br />
Kapı açılacak yoksa niye var <br />
Rahmet örtecek günahı <br />
Geride kalacak gazabın adımları <br />
Duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları <br />
Sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz <br />
Görüneceksin durmadan kendimizden geçeceğiz <br />
Görüneceksin her şeyimizle sana göçeceğiz <br />
<br />
Başımız yerde <br />
Açtık elimizi sevgilinle birlikte <br />
Bize bak çekip çıkalım uçurumlardan <br />
Bize bak çıkalım dünyanın bütün kulluklarından <br />
Parçansak al bizi bir daha ayırma evinde uyuyalım <br />
Yabancıysak dost ol bize senden ayrılmayalım <br />
Elimiz açık başımız ve ruhumuz secdede durmuş bekliyoruz <br />
Sevdiklerin aşkına sevenlerin aşkına <br />
İnşirah inşirah inşirah <br />
Ayetİn değil miyiz senin Ya Allah]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[_YeDiVeReN GüLLeRiM_]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/YeDiVeReN-GuLLeRiM</link>
			<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 00:44:39 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/YeDiVeReN-GuLLeRiM</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://img4.imageshack.us/i/tendertouchofnature1.jpg/" target="_blank"><img src="http://img4.imageshack.us/img4/493/tendertouchofnature1.jpg" border="0" alt="[Resim: tendertouchofnature1.jpg&#93;" /></a><br />
Sarp kayalarin Gökyüzüyle bulustugu cizgide<br />
Acilarimin yorgun zamanlarinda <br />
<br />
Umutsuzlugun cesaretiyle acar yediveren güllerim..<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Düserim yollara<br />
Mechul korkularimin titreyisiyle<br />
Kizil cam ormanlarinin efsanelerine dogru..<br />
Sari sonbahar hüznüyle <br />
Dalindan düsen yapraklar gibi <br />
Sessiz cigliklarla büyürken isyanim..<br />
Katlime ferman cellat olur  hasretin <br />
Gecer  ilmigi boynuma dilsiz ayriliklarin....<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Turnalarin kanatlarinda  siirlerle gelirim<br />
Yagmurlarla  dolan<br />
Zümrüt kadehteki ilahi askla<br />
Akarim gözlerinden bir aksam üstü...<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ey Yar...!!<br />
Savur beni Banu Sultan zulmüyle <br />
Ferhat"in Sirin askina <br />
Yol ettigi daglarin alacakaranligina<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Koca Cinarlar misali  kanarken köklerim <br />
Yüregimin topraginda <br />
Yikamadigim Duvarlarin ardindan <br />
Asirlar ötesinden seslenirim<br />
Uzak diyarlara sürgün divane sevdalara...<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ah..! bu can pazari  bu zemheri zulüm<br />
Kucaklarim Günesi kardelenler Görkemiyle <br />
Sensizligin goncasi parcalanirken ellerimde..<br />
Sahipsiz mezar tasidir artik adin yüregimde..<br />
<br />
...vesselam...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://img4.imageshack.us/i/tendertouchofnature1.jpg/" target="_blank"><img src="http://img4.imageshack.us/img4/493/tendertouchofnature1.jpg" border="0" alt="[Resim: tendertouchofnature1.jpg]" /></a><br />
Sarp kayalarin Gökyüzüyle bulustugu cizgide<br />
Acilarimin yorgun zamanlarinda <br />
<br />
Umutsuzlugun cesaretiyle acar yediveren güllerim..<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Düserim yollara<br />
Mechul korkularimin titreyisiyle<br />
Kizil cam ormanlarinin efsanelerine dogru..<br />
Sari sonbahar hüznüyle <br />
Dalindan düsen yapraklar gibi <br />
Sessiz cigliklarla büyürken isyanim..<br />
Katlime ferman cellat olur  hasretin <br />
Gecer  ilmigi boynuma dilsiz ayriliklarin....<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Turnalarin kanatlarinda  siirlerle gelirim<br />
Yagmurlarla  dolan<br />
Zümrüt kadehteki ilahi askla<br />
Akarim gözlerinden bir aksam üstü...<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ey Yar...!!<br />
Savur beni Banu Sultan zulmüyle <br />
Ferhat"in Sirin askina <br />
Yol ettigi daglarin alacakaranligina<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Koca Cinarlar misali  kanarken köklerim <br />
Yüregimin topraginda <br />
Yikamadigim Duvarlarin ardindan <br />
Asirlar ötesinden seslenirim<br />
Uzak diyarlara sürgün divane sevdalara...<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ah..! bu can pazari  bu zemheri zulüm<br />
Kucaklarim Günesi kardelenler Görkemiyle <br />
Sensizligin goncasi parcalanirken ellerimde..<br />
Sahipsiz mezar tasidir artik adin yüregimde..<br />
<br />
...vesselam...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[yalnız bir opera]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/yalniz-bir-opera</link>
			<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 19:47:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/yalniz-bir-opera</guid>
			<description><![CDATA[Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda <br />
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim <br />
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim <br />
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim <br />
<br />
İmrendiğin, öfkelendiğin <br />
Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim <br />
Yani yaşamışlık sandığın <br />
Geçmişim <br />
Dile dökülmeyenin tenhalığında <br />
Kaçırılan bakışlarda <br />
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında <br />
Zaman zaman geri tepip duruyordu. <br />
Ve elbet üzerinde durulmuyordu. <br />
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, <br />
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim. <br />
Başlangıçta doğruydu belki. <br />
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, <br />
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren, <br />
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin. <br />
Ve hala bilmiyordun sevgilim <br />
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim <br />
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana <br />
Bütün kazananlar gibi <br />
Terk ettin. <br />
<br />
Yaz başıydı gittiğinde, ardından, <br />
Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim. <br />
Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. <br />
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. <br />
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. <br />
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu <br />
Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından <br />
Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine <br />
Çerçevesine sığmayan <br />
Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine <br />
Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu. <br />
<br />
Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. <br />
Seni bir şiire düşündükçe <br />
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi <br />
Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. <br />
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük <br />
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, <br />
Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. <br />
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. <br />
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? <br />
'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda. <br />
Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda. <br />
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını <br />
Takvim tutmazlığını <br />
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı <br />
Daha o gün anlamalıydım <br />
Benim sana erken <br />
Senin bana geç kaldığını. <br />
<br />
Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri. <br />
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. <br />
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, <br />
Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı. <br />
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza. <br />
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi <br />
bakışıyorduk. <br />
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık. <br />
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. <br />
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize. <br />
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. <br />
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. <br />
Şimdi biz neyiz biliyor musun? <br />
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. <br />
Birbirine uzanamayan <br />
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi <br />
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz <br />
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca <br />
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız <br />
Ne kalacak bizden? <br />
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim <br />
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında <br />
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden <br />
Bizden diyorum, ikimizden <br />
Ne kalacak? <br />
<br />
Şimdi biz neyiz biliyor musun? <br />
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. <br />
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada <br />
Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi <br />
Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek <br />
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz. <br />
<br />
Kış başlıyor sevgilim <br />
Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor <br />
Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan <br />
Oysa yapacak ne çok şey vardı <br />
Ve ne kadar az zaman <br />
Kış başlıyor sevgilim <br />
İyi bak kendine <br />
Gözlerindeki usul şefkati <br />
Teslim etme kimseye, hiçbir şeye <br />
Upuzun bir kış başlıyor sevgilim <br />
Ayrılığımızın kışı başlıyor <br />
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. <br />
<br />
Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, <br />
Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, <br />
Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak.... <br />
Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır <br />
Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır <br />
İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun <br />
Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar <br />
Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz <br />
Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar, <br />
Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar <br />
Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, <br />
Çağrışımlarla ödeşemezsiniz. <br />
<br />
Dışarda hayat düşmandır size <br />
İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz <br />
Bir ayrılığın ilk günleridir daha <br />
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta <br />
Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup <br />
Kulak verdiğiniz saat tiktakları <br />
Kaplar tekin olmayan göğümüzü <br />
Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç <br />
Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz <br />
Bakınıp dururken duvarlara <br />
Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek, <br />
Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, <br />
Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında <br />
Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi <br />
Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi <br />
Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına, <br />
Başımıza gelmiş bir felakete, iskenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya <br />
Kendimizi hazırlar gibi. <br />
<br />
Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi <br />
Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken, <br />
Ve kazanmış görünürken derinliğimizi <br />
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde <br />
Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar <br />
O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi <br />
Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar <br />
Göremeseniz de, bilirsiniz <br />
Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar. <br />
<br />
Bana zamandan söz ediyorlar <br />
Gelip size zamandan söz ederler <br />
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. <br />
Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. <br />
Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. <br />
Dahası onalar da bilirler. <br />
Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. <br />
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki <br />
hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak <br />
kolay değildir elbet. <br />
Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. <br />
Zaman alır. <br />
Zaman alır sizden bunların yükünü <br />
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, açılar dibe <br />
çöker. <br />
Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. <br />
Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. <br />
O boşluk doldu sanırsınız <br />
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir. <br />
<br />
Gün gelir bir gün <br />
Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide <br />
O eski ağrı <br />
Ansızın geri teper. <br />
Dilerim geri teper. <br />
Yoksa gerçekten bitmissinizdir. <br />
<br />
Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi <br />
kavranır. <br />
Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. <br />
Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. <br />
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık <br />
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan <br />
Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır <br />
Ölmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla <br />
Günlerin dökümünü yap <br />
Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini <br />
Kim bilebilir ikimizden başka? <br />
Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış <br />
Bir ilişkiyi, duyguların birliğini, <br />
Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği <br />
Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün <br />
Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya <br />
Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor <br />
Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla <br />
Bunlar da bir işe yaramadıysa <br />
Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda. <br />
<br />
Bu şiire başladığımda nerde, <br />
Şimdi nerdeyim? <br />
Solgun yollardan geçtim. <br />
Bakışımlı mevsimlerden <br />
İkindi yağmurlarını bekleyen <br />
Yaz sonu hüzünlerinden <br />
Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim <br />
Geçti her cağın bitki örtüsünden <br />
Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından <br />
Bakarken dünyaya <br />
Yangınlarla bayındır kentler gibiyim: <br />
Çicek adlarını ezberlemekten geldim <br />
Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların <br />
Unuttuklarını hatırlamaktan <br />
Uzun uzak yolları tarif etmekten <br />
Haydutluktan ve melankoliden <br />
Giderken ya da dönerken atlanan esiklerden <br />
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim <br />
Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti <br />
Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları <br />
Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim. <br />
<br />
Bu şiire başladığımda nerde, <br />
Şimdi nerdeyim? <br />
Yaram vardı, bir de sözcükler <br />
Sonra vaat edilmiş topraklar gibi <br />
Sayfalar ve günler <br />
Işık istiyordu yalnızlığım <br />
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum <br />
İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde <br />
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden. <br />
Karardı dizeler. <br />
Aşk...Bitti. Soldu şiir. <br />
<br />
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden <br />
Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım <br />
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde <br />
Ask yalnız bir operadır, biliyordum: <br />
Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım. <br />
Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim <br />
Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu <br />
El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk <br />
Birlikte çıkalan yolların yazgısıdır: <br />
Eksiliyorduk <br />
Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim <br />
Her otelde biraz eksilip, biraz artarak <br />
Yani çoğalarak <br />
Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin <br />
Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında <br />
Ağır ve acı tanıklıklardan <br />
Geçerek geldim. Terli ve kirliydim. <br />
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum <br />
Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu <br />
Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de... <br />
Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları <br />
Ve açık hayatları seviyordu. <br />
Buraya gelirken <br />
Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim <br />
Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri <br />
Ödünç almadım hiç kimseden hicbir şeyi <br />
Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri... <br />
panayır yerleri... <br />
Ölü kelebekler... <br />
Ölü kelebekler... <br />
Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim. <br />
<br />
Adım onların adının yanına yazılmasın diye <br />
Acı çekecek yerlerimi yok etmeden <br />
Acıyla baş etmeyi öğrendim. <br />
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim? <br />
İpek yollarında kuzey yıldızı <br />
Aşkın kuzey yıldızı <br />
Sanırsın durduğun yerde <br />
Ya da yol üstündedir <br />
Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar <br />
Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar <br />
Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı. <br />
<br />
Aşkın bir yolu vardır <br />
Her yaşta başka türlü geçilen <br />
Aşkın bir yolu vardır <br />
Her yaşta biraz gecikilen <br />
Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler <br />
Gözlerim <br />
Aşkın kuzey yıldızıdır bu <br />
Yazları daha iyi görülen <br />
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler <br />
İlerlerim <br />
Zamanla anlarsın bu bir yanılsama <br />
Ölü şairlerin imgelerinden kalma <br />
Sen de değilsin. O da değil <br />
Kuzey yıldızı daha uzakta <br />
Yeniden yollara düşerler <br />
Düşerim <br />
Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda <br />
Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında <br />
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler <br />
Yaşamsa yerli yerinde <br />
Yerli yerinde her şey <br />
Şimdi her şey doludizgin ve çoğul <br />
Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi <br />
Şimdi her şey yeniden <br />
Yüreğim, o eski aşk kalesi <br />
Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden <br />
Dönüp ardıma bakıyorum <br />
Yoksun sen <br />
Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.<br />
<br />
 MURATHAN MUNGAN <br />
<br />
Bedirhan Gökçe nin sesinden dinlemiştim çok güzel yorumlamıştı bu harika şiiri ibrahim sadrinin radyo programı eksikliğini bedirhan gökçe ile doldurmaya çalışıyorum hafta içi saat 23.00-01.00 kral fm 92.3 dinlemenizi tavsiye ederim]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda <br />
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim <br />
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim <br />
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim <br />
<br />
İmrendiğin, öfkelendiğin <br />
Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim <br />
Yani yaşamışlık sandığın <br />
Geçmişim <br />
Dile dökülmeyenin tenhalığında <br />
Kaçırılan bakışlarda <br />
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında <br />
Zaman zaman geri tepip duruyordu. <br />
Ve elbet üzerinde durulmuyordu. <br />
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, <br />
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim. <br />
Başlangıçta doğruydu belki. <br />
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, <br />
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren, <br />
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin. <br />
Ve hala bilmiyordun sevgilim <br />
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim <br />
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana <br />
Bütün kazananlar gibi <br />
Terk ettin. <br />
<br />
Yaz başıydı gittiğinde, ardından, <br />
Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim. <br />
Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. <br />
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. <br />
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. <br />
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu <br />
Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından <br />
Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine <br />
Çerçevesine sığmayan <br />
Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine <br />
Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu. <br />
<br />
Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. <br />
Seni bir şiire düşündükçe <br />
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi <br />
Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. <br />
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük <br />
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, <br />
Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. <br />
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. <br />
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? <br />
'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda. <br />
Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda. <br />
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını <br />
Takvim tutmazlığını <br />
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı <br />
Daha o gün anlamalıydım <br />
Benim sana erken <br />
Senin bana geç kaldığını. <br />
<br />
Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri. <br />
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. <br />
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, <br />
Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı. <br />
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza. <br />
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi <br />
bakışıyorduk. <br />
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık. <br />
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. <br />
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize. <br />
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. <br />
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. <br />
Şimdi biz neyiz biliyor musun? <br />
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. <br />
Birbirine uzanamayan <br />
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi <br />
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz <br />
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca <br />
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız <br />
Ne kalacak bizden? <br />
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim <br />
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında <br />
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden <br />
Bizden diyorum, ikimizden <br />
Ne kalacak? <br />
<br />
Şimdi biz neyiz biliyor musun? <br />
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. <br />
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada <br />
Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi <br />
Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek <br />
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz. <br />
<br />
Kış başlıyor sevgilim <br />
Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor <br />
Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan <br />
Oysa yapacak ne çok şey vardı <br />
Ve ne kadar az zaman <br />
Kış başlıyor sevgilim <br />
İyi bak kendine <br />
Gözlerindeki usul şefkati <br />
Teslim etme kimseye, hiçbir şeye <br />
Upuzun bir kış başlıyor sevgilim <br />
Ayrılığımızın kışı başlıyor <br />
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. <br />
<br />
Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, <br />
Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, <br />
Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak.... <br />
Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır <br />
Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır <br />
İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun <br />
Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar <br />
Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz <br />
Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar, <br />
Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar <br />
Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, <br />
Çağrışımlarla ödeşemezsiniz. <br />
<br />
Dışarda hayat düşmandır size <br />
İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz <br />
Bir ayrılığın ilk günleridir daha <br />
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta <br />
Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup <br />
Kulak verdiğiniz saat tiktakları <br />
Kaplar tekin olmayan göğümüzü <br />
Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç <br />
Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz <br />
Bakınıp dururken duvarlara <br />
Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek, <br />
Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, <br />
Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında <br />
Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi <br />
Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi <br />
Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına, <br />
Başımıza gelmiş bir felakete, iskenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya <br />
Kendimizi hazırlar gibi. <br />
<br />
Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi <br />
Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken, <br />
Ve kazanmış görünürken derinliğimizi <br />
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde <br />
Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar <br />
O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi <br />
Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar <br />
Göremeseniz de, bilirsiniz <br />
Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar. <br />
<br />
Bana zamandan söz ediyorlar <br />
Gelip size zamandan söz ederler <br />
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. <br />
Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. <br />
Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. <br />
Dahası onalar da bilirler. <br />
Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. <br />
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki <br />
hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak <br />
kolay değildir elbet. <br />
Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. <br />
Zaman alır. <br />
Zaman alır sizden bunların yükünü <br />
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, açılar dibe <br />
çöker. <br />
Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. <br />
Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. <br />
O boşluk doldu sanırsınız <br />
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir. <br />
<br />
Gün gelir bir gün <br />
Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide <br />
O eski ağrı <br />
Ansızın geri teper. <br />
Dilerim geri teper. <br />
Yoksa gerçekten bitmissinizdir. <br />
<br />
Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi <br />
kavranır. <br />
Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. <br />
Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. <br />
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık <br />
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan <br />
Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır <br />
Ölmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla <br />
Günlerin dökümünü yap <br />
Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini <br />
Kim bilebilir ikimizden başka? <br />
Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış <br />
Bir ilişkiyi, duyguların birliğini, <br />
Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği <br />
Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün <br />
Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya <br />
Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor <br />
Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla <br />
Bunlar da bir işe yaramadıysa <br />
Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda. <br />
<br />
Bu şiire başladığımda nerde, <br />
Şimdi nerdeyim? <br />
Solgun yollardan geçtim. <br />
Bakışımlı mevsimlerden <br />
İkindi yağmurlarını bekleyen <br />
Yaz sonu hüzünlerinden <br />
Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim <br />
Geçti her cağın bitki örtüsünden <br />
Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından <br />
Bakarken dünyaya <br />
Yangınlarla bayındır kentler gibiyim: <br />
Çicek adlarını ezberlemekten geldim <br />
Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların <br />
Unuttuklarını hatırlamaktan <br />
Uzun uzak yolları tarif etmekten <br />
Haydutluktan ve melankoliden <br />
Giderken ya da dönerken atlanan esiklerden <br />
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim <br />
Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti <br />
Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları <br />
Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim. <br />
<br />
Bu şiire başladığımda nerde, <br />
Şimdi nerdeyim? <br />
Yaram vardı, bir de sözcükler <br />
Sonra vaat edilmiş topraklar gibi <br />
Sayfalar ve günler <br />
Işık istiyordu yalnızlığım <br />
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum <br />
İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde <br />
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden. <br />
Karardı dizeler. <br />
Aşk...Bitti. Soldu şiir. <br />
<br />
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden <br />
Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım <br />
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde <br />
Ask yalnız bir operadır, biliyordum: <br />
Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım. <br />
Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim <br />
Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu <br />
El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk <br />
Birlikte çıkalan yolların yazgısıdır: <br />
Eksiliyorduk <br />
Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim <br />
Her otelde biraz eksilip, biraz artarak <br />
Yani çoğalarak <br />
Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin <br />
Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında <br />
Ağır ve acı tanıklıklardan <br />
Geçerek geldim. Terli ve kirliydim. <br />
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum <br />
Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu <br />
Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de... <br />
Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları <br />
Ve açık hayatları seviyordu. <br />
Buraya gelirken <br />
Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim <br />
Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri <br />
Ödünç almadım hiç kimseden hicbir şeyi <br />
Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri... <br />
panayır yerleri... <br />
Ölü kelebekler... <br />
Ölü kelebekler... <br />
Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim. <br />
<br />
Adım onların adının yanına yazılmasın diye <br />
Acı çekecek yerlerimi yok etmeden <br />
Acıyla baş etmeyi öğrendim. <br />
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim? <br />
İpek yollarında kuzey yıldızı <br />
Aşkın kuzey yıldızı <br />
Sanırsın durduğun yerde <br />
Ya da yol üstündedir <br />
Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar <br />
Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar <br />
Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı. <br />
<br />
Aşkın bir yolu vardır <br />
Her yaşta başka türlü geçilen <br />
Aşkın bir yolu vardır <br />
Her yaşta biraz gecikilen <br />
Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler <br />
Gözlerim <br />
Aşkın kuzey yıldızıdır bu <br />
Yazları daha iyi görülen <br />
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler <br />
İlerlerim <br />
Zamanla anlarsın bu bir yanılsama <br />
Ölü şairlerin imgelerinden kalma <br />
Sen de değilsin. O da değil <br />
Kuzey yıldızı daha uzakta <br />
Yeniden yollara düşerler <br />
Düşerim <br />
Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda <br />
Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında <br />
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler <br />
Yaşamsa yerli yerinde <br />
Yerli yerinde her şey <br />
Şimdi her şey doludizgin ve çoğul <br />
Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi <br />
Şimdi her şey yeniden <br />
Yüreğim, o eski aşk kalesi <br />
Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden <br />
Dönüp ardıma bakıyorum <br />
Yoksun sen <br />
Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.<br />
<br />
 MURATHAN MUNGAN <br />
<br />
Bedirhan Gökçe nin sesinden dinlemiştim çok güzel yorumlamıştı bu harika şiiri ibrahim sadrinin radyo programı eksikliğini bedirhan gökçe ile doldurmaya çalışıyorum hafta içi saat 23.00-01.00 kral fm 92.3 dinlemenizi tavsiye ederim]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EZEL]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/EZEL</link>
			<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 16:53:19 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/EZEL</guid>
			<description><![CDATA[arkadaşlar sizlerle burada harika bir diziden söz etmek istedim EZEL... her bölümü insanı etkileyen sahnelerle dolu...kısaca konusu  <br />
<br />
Önce Ömer vardı. Ömer'in ailesiyle birlikte küçük, basit bir hayatı vardı. Mutluydu. Sonra bir kız sevdi. Askerden gelecek, onunla evlenecekti. Herşey yerli yerinde, herşey olması gerektiği gibiydi. Ama Ömer birden cinayetten hapiste buldu kendini. Bildiği hayat, güvendiği insanlar bir anda yok oldu. Yerine, tek bir soru, on yıl boyunca kızgın bir damga gibi beynini dağladı durdu: Niye? Ona korkunç bir oyun oynanmıştı. Sevdiği kız Eyşan, en iyi arkadaşı Cengiz ve abisi bildiği Ali, bir şekilde bu oyunun içindeydi. Ömer cevapları bulamıyordu, çaresizdi. Ta ki hapishanede hayatını değiştirecek bir adamla tanışana dek ve olayların oluşumu <br />
<br />
Kenan İmirzalıoğlu canlandırdığı Ezel karekteriyle izleyenleri etkilemeyi her zaman olduğu gibi başarıyor<img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[arkadaşlar sizlerle burada harika bir diziden söz etmek istedim EZEL... her bölümü insanı etkileyen sahnelerle dolu...kısaca konusu  <br />
<br />
Önce Ömer vardı. Ömer'in ailesiyle birlikte küçük, basit bir hayatı vardı. Mutluydu. Sonra bir kız sevdi. Askerden gelecek, onunla evlenecekti. Herşey yerli yerinde, herşey olması gerektiği gibiydi. Ama Ömer birden cinayetten hapiste buldu kendini. Bildiği hayat, güvendiği insanlar bir anda yok oldu. Yerine, tek bir soru, on yıl boyunca kızgın bir damga gibi beynini dağladı durdu: Niye? Ona korkunç bir oyun oynanmıştı. Sevdiği kız Eyşan, en iyi arkadaşı Cengiz ve abisi bildiği Ali, bir şekilde bu oyunun içindeydi. Ömer cevapları bulamıyordu, çaresizdi. Ta ki hapishanede hayatını değiştirecek bir adamla tanışana dek ve olayların oluşumu <br />
<br />
Kenan İmirzalıoğlu canlandırdığı Ezel karekteriyle izleyenleri etkilemeyi her zaman olduğu gibi başarıyor<img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aşk geliyorum demez]]></title>
			<link>http://www.ibrahimsadrifan.com/Ask-geliyorum-demez</link>
			<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 16:42:50 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ibrahimsadrifan.com/Ask-geliyorum-demez</guid>
			<description><![CDATA[“Aşk Geliyorum Demez” filmi, Mahmutpaşa’da bir han esnafının hikayesini anlatır. Tolgahan Sayışman (Ali) handaki esnaflardan birinin oğludur. Ali, oldukça yakışıklı ve çapkın bir delikanlıdır. Bergüzar Korel (Gözde) ise esnafın çalıştığı hanı satın alan zengin müteahhidin, yardımsever, doğaya ve hayvanlara düşkün kızıdır. <br />
<br />
Müteahhit, esnafın çalıştığı hanı satın alır ve orayı yıkıp alışveriş merkezi yapmaya karar verir. Han esnafının bir an önce hanı boşaltmasını isteyince esnaf birleşerek bir plan yapar ve Ali’den Gözde’yi etkileyerek hanı kurtarmasını ister. Bir yardım gecesinde tanışan Ali ve Gözde birbirlerinden çok etkilenirler. Esnafında yardımıyla yapılan planlarla komik ve romantik bir hikaye başlar.<br />
<br />
henüz izlemedim fakat bu hafta gideceğim bir film ama kaliteli bir yapım olduğunu düşünüyorum<img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[“Aşk Geliyorum Demez” filmi, Mahmutpaşa’da bir han esnafının hikayesini anlatır. Tolgahan Sayışman (Ali) handaki esnaflardan birinin oğludur. Ali, oldukça yakışıklı ve çapkın bir delikanlıdır. Bergüzar Korel (Gözde) ise esnafın çalıştığı hanı satın alan zengin müteahhidin, yardımsever, doğaya ve hayvanlara düşkün kızıdır. <br />
<br />
Müteahhit, esnafın çalıştığı hanı satın alır ve orayı yıkıp alışveriş merkezi yapmaya karar verir. Han esnafının bir an önce hanı boşaltmasını isteyince esnaf birleşerek bir plan yapar ve Ali’den Gözde’yi etkileyerek hanı kurtarmasını ister. Bir yardım gecesinde tanışan Ali ve Gözde birbirlerinden çok etkilenirler. Esnafında yardımıyla yapılan planlarla komik ve romantik bir hikaye başlar.<br />
<br />
henüz izlemedim fakat bu hafta gideceğim bir film ama kaliteli bir yapım olduğunu düşünüyorum<img src="http://www.ibrahimsadrifan.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>